06.12.2018

Onu bir barınaktan almıştı. Uyuşuk bir köpek gibi görünüyordu. Hayatının büyük bir kısmında öyleydi de. Yanına bir çocuk yaklaştığında… işte o zaman uyuşuklukla uzaktan yakından ilgisi olmadığına şahit oluverirdiniz. Vahşileşirdi. Çocuğa saldırmayı başarana kadar durmazdı. Onun için dışarıya çıkarmaktan çok korkar, geceleri el ayak çekildikten sonra çıkarırdı. Zaten balkonda beslerdi. Gerçi bir çocuğa saldırmasına hiç izin vermemişti, gerçekten ne yapacağını bilmiyordu çocuklara; ama çok vahşileşiyordu bir çocuk gördüğünde. On beş yaşından büyük olanlara ilişmiyor, küçüklere de göz açtırmıyordu.
Acaba barınaktan önceki hayatında bir çocuğun tacizine mi uğramıştı? Birden fazla çocuğun…
Bir gün, bir sokak çocuğuna saldırmasına izin verdi.
Bunu ne düşünerek yaptığını kendisi bile bilmiyordu; ama öylece bırakmıştı köpeği.
Köpekse, çocuğun burnunun dibine kadar gelmiş, hırlamış, hırlamıştı. Çocuk tir tir titrerken bileğini alıp kemirmişti. Dişlerini geçirmeden; ama büyük bir kızgınlıkla… Köpeğinin kontrolünün büyüklüğüne hayret etmişti. Sonra diğer elini almış, daha öncekinde yaptığı gibi dirseğine kadar kemirmişti. Özenle…
Kumaşı lime lime edip; etin kılına dokunmayarak.
Bu aklın, bu gizli aklın arkasında nasıl bir güdü olabilirdi?
Kollar bitince çocuğu çekip düşürmüş, yüzünü, kafatasını falan kemirmeye başlamıştı son derece ustalıkla.
Köpek onu bıraktığında, çocuk delirmişti. Evet, artık bir enkazdı. Kim bilir, belki de bir intikam alınmıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir