06.12.2020

Teknoloji aşığı, cinsiyetini bilmediğim bir insanı sosyal medyada takip etmekteydim. Birçok şeyini kendisi imal ediyordu. Meselâ bir araba satın almak yerine robot atları olan bir fayton yapmıştı. Bir arabadan çok daha fazla para, zaman ve emeğe mâl olsa da yapmıştı ve kullanıyordu işte. Aslında ona imreniyordum. Mazot kokuları ve motor gürültüsü ortasında, bir faytonun çıkardığı seslerin dahi aynısını çıkaran antik bir elektrikli araba kullanmak. Nasıl imrenilmezdi ki böyle bir insana? Arabasının videolarını paylaşmaya başladığında cinsiyetini de öğrenmiştim. Ellili yaşlarında görünen bir adamdı. Zayıftı ve orta boyluydu. Pek itici bir adama benziyordu. Ne önemi vardı ki…
Bir gün bu adamla yazışıp tanışmak, yanında yöresinde yaşayıp ondan bir şeyler öğrenmek istiyordum. Twitter adresi vardı ve en çok onu kullandığı görünüyordu. Ben de oradan yazdım. Yaptığım bir çizimi de göndererek… Bu hep yapmak istediğim, güneş panelli, çadır şeklindeki bir karavanın planlarıydı. Aynı kafadaydık; ama o benden çok daha donanımlıydı. Ben sadece hayal ediyordum. Hoş, kendime haksızlık etmemeliydim. En azından hayallerimi muntazam bir şekilde çizip onlar hakkında hesaplamalar yapabiliyordum. Yani onları tasarlıyordum. Sadece, tasarımlarımı uygulayacak bilgi ve beceriden yoksundum. Eğer bir yerlerden işime yarayacak şeyler öğrenebilseydim…
Ummaya cesaret edemesem de adam bana geri yazmış, tasarımımı birlikte hayata geçirme teklifimi kabul etmişti.
Yıllar sürse de amacıma ulaşabilmiş, tasarımlarımı gerçekleştirecek bir sürü şey öğrenmiş, onunla birçok iş yapabilmiştim.
Ne var ki, tasarladığım hiçbir şeyi kullanmamıştım. Bu aklıma bile gelmemişti. Bir yoksunluk oluşturmamıştı bende. Bir arkadaşım vardı. Tasarladığımız şeylerden insanlara bahsediyordu. Onları görüp kullanmak sonra onlardan bahsetmekti onun da hoşuna giden. Bir iletişim aracı sayesinde bulmuştuk birbirimizi. İhtiyaçlarımızın rehberliğinde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir