08.05.2025

Dümdüz, uçsuz bucaksız bir yerde dosdoğru gidemezsiniz çünkü önünüzde görecek bir hedef yoktur.
Ama o gidiyordu.
Gitmişti…
Önünde görebildiği ya da işitebildiği bir hedef olmasa da. Hem de daha küçücük bir çocukken… Daha gidemeyeceğini bile bilmezken gidebilmişti.
Yamru yumru bir ağaçtı. O devamlı gittiği, birçok şeyi bildiğini düşünen herhangi bir insanın hedef diyeceği şey, yaşlı, yamru yumru bir zeytin ağacıydı. Erkek olduğu için meyvesi olmayan, sadece etrafa göze zor görünür polenler saçan bir ağaç…
Gözleri hiç görmese de o ağaca daima giderdi. Bir ileri bir geri yürür, manyetik bir çekimin yönlendirmesiyle o ağacı bulurdu. Kabuğuna dokunur, çizgilerini izlerdi parmaklarıyla. Ve dinlerdi. Dinlemeyi ondan öğrenmiş olsa gerekti.
Onunla ne konuşurdu? İnsan diline dökülemeyecek şeyler olmalıydı konuştukları. Kim bilir, belki de yaşama bilgeliği…
Büyümüş, oradan gitmiş, ağaca dokunmaz olmuştu. Gittiği yerde başka bir ağaç buldu. Kendi bile bilmezken onu dinlemeyi de öğrendi. Ve onu her şeyden çok sevdi.
Arkadaşları onu kızdırmak için ağaca zarar veriyorlardı. Ve deliriyordu. O hareket eedemiyor olabilirdi ama herkesten fazla saygıyı hak ediyordu. Etrafındaki tüm insanlardan fazla…
Sonra onu keseceklerini öğrendi. Bunu engelleyecek tek insana, tüm o göstermelik saygısını takınarak çıktı. Saçma sapan esprilerine güldü ve ondan ağacı kesmemesi için ricacı oldu.
Yıllar geçmişti. Yine gitti. Ağaç hareket edebilse onu da götürecekti. Onun olması için değil, korumak için…
Yıllar sonra oraya gittiğinde ilk sorduğu yine o ağaç olmuştu. Korktuğu gibi, o gider gitmez onu kesmişlerdi.
O da işe yarar bir meyve vermiyordu. Süs ağacıydı söylenilene göre.
Hayatı boyunca ağaçlarda bulduğu şeyi, boş yere insanlarda aradı. Galiba bulamayacaktı.
Ona dümdüz gitmesini söylüyordu insanlar. Ama o gidemiyordu. Ne kulakları yeterince dengeli duyabiliyor, ne de gözleri görebiliyordu. Ama en önemlisi ruhu o insanları ya da gideceği yeri duyamıyor ya da göremiyordu ki!
İnsanların yanında kendisini bir sıcak su havuzundaymış gibi hissediyordu. Su sıcak ve bunaltıcıydı ama o yine de üşüyordu çünkü vücudundaki bir yer daima o suyun dışındaydı. Onun ait olduğu yerde… Soğukta…
O soğuğa aitti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir