08.11.2018

Çok sevdiğim bir dostumun hediyesiydi Pulsuz. Elime hemen alışmıştı. Hem de aldığım ilk yarım saat içinde. Sevmiştik birbirimizi ama adı Pulsuz’du işte. Olmayan bir şeyinden dolayı konmuştu. Hem de benim tarafımdan…
Doğuştan pulsuz olarak doğan bir yılandı. Öyleydi; ama derisi yumuşacıktı. Neden Yumuş koymamıştım? Süeti andırıyordu teni. Niye Süet falan dememiştim?
Korktuğunda tostoparlak olurdu ve benim dışımdaki şeylerden pek korkardı. Neden Topik diye sevmemiştim onu?
Yumuşacık bir şekilde tıslardı. Sanki sakinleştirir gibi.
“Geçer ya, biraz otur ve olanları düşün, anlayacaksın aslında o kadar da büyütülmeye değmediğini,” der gibi…
Ölü fareyi bile incitmemeye çalışırcasına yerdi.
Gözlerindeki ışıltı bile yumuşaktı. Korkmazdı ki ondan kimse. Korkan biri oldu mu, benden önce kendi sakinleştirmeye çalışırdı.
Adını Nezaket de koyabilirdim?
Ama ben Pulsuz demiştim.
Öldüğünde, pulsuz bile olmadığını fark ettim. Kuyruğunun kökünde, küçücük bir pul vardı. Bir pul bir puldu ve ben bunu fark edememiştim üç yıl boyunca, etmemiştim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir