11.07.2020

Bir çayırda sakin sakin otlarken görmüştüm onu. Mis gibi kokuyordu. Daha önce öyle bir şey görmemiştim. Sanki bir varlığı yoktu, nurdandı sanki. Daha önce öyle bir yaratık görmediğim için telefonumla fotoğrafını çekmek ve görselini aramak niyetiyle yanına yaklaştım, sakince bana baktı. Resmen poz bile verdi inanabiliyor musunuz?
Hiçbir eşleşme bulunamamıştı. Gerçekten eşsiz bir yaratık olmalıydı. Heyecanlandım; ama bir şey keşfettiğim için değil. Ya başkaları onu rahatsız ederse diye.
Yanına gittim, bir hayvan gibi kokmuyordu. Çok farklı kokuyordu. Yasemin çiçeği gibi mesela… Ona tam olarak benzemese de; o karakterde bir koku olduğunu söyleyebilirdim. Boynuzuna dokundum, yumuşacıktı. Kavga etmek ya da kendisini savunmak için yaratılmamış olmalıydı bu boynuzlar.
Sonra, küçük bir çocuk yanımıza koşa koşa geldi.
“Onu kaybettim sanmıştım!” dedi ve koskoca yaratığa sarılıverdi.
Yaratık, öyle güzel bir ses çıkarttı ki, biraz balina, biraz at kişnemesi, biraz da flüt sesine benziyordu.
Şakıması bittikten sonra, yanımdan uzaklaşmaya yeltenirlerken sormak aklıma geldi.
“Onu nereden buldun?”
Açık çantasındaki renkli oyun hamuru kutularını göstererek:
“Yaptım,” dedi çocuk.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir