14.02.2018

Makası aldı. Paslı bir makastı... Aldı ve saçlarını kesmeye başladı. Yavaş yavaş, adeta tel tel kesiyordu. Her telde gereksiz, boş bir şakırtı yankılanıyordu. Her bir tele atılmış tokatlardı sanki bu şakırtılar.


Şak...
Bir şarkı öğrenmiş, öğretmeninden sınıfın ortasında söylemek için izin almış... Daha ilk ölçüler... Bir sözcük bile tamamlanmamış daha...
Şak...
Gerisini anımsamak istemiyor.
Şak...
Bir kafede, dört kişiler. İkisi kız ikisi erkek ama aralarında hiçbir şey yok, arkadaşlar sadece. Bir parti hakkında konuşuyor üçü. Onun haberinin olmadığı bir parti...
Şak...
Bir kedi... Onun kucağında gayet mutlu, mırlıyor. Tam o sırada bir kız, kediyi sevmeye çalışıyor. Yapmacık ve gayretkeş bir sevgiyle hem de. Kediler öyle sevilmekten nefret eder oysa. Zaten kızın amacı kediyi sevmek değil. Biliyor. Kedi kaçıyor.
Şak...
Evlenmek üzere...
Adamı seviyor...
Tam evlenecekleri an, adam ona kızıyor ve sesindeki öfkenin ilk defa tadını alıyor... Daha önce kızmamış değiller birbirlerine ama bu artık sahiplendiği bir şeye kızmanın hoyratlığı...
Şak...
Bebeği doğmuş...
Babasının yanında susuyor. onun yanında çok ağlıyor oysa. Babası onu pek az görüyor ama o babasının yanında susuyor işte...
Şak...
Çocuk büyümüş...
Bir oyuncak araba istiyor ve o an alamıyor... Çocuk annesine arkasını dönüyor...
Şak...
Çocuk artık yok...
Bir arabanın altında ruhu çamura, kana ve kemik parçalarına bulanmış... Sonra da kızıp bedeninden uçmuş...
Şak...
Kocası ilk defa eve gelmiyor. Biliyor ki içip bir yerlerde sızmaktadır.
Şak...
Evini değiştiriyor. Tek başına artık.
Her yer yalnızlık kokuyor.
Şak...
İşte saçlarını kesiyor...
Sonra kaşlarını, sonra da...
...
Kesecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir