17.06.2020

Bir anlık gülümsemesini görebilmek için, o mutluluktan cıvıldayan sesiyle sarf ettiği bir tek kelimeyi duyabilmek için arabasıyla kilometrelerce yol yapmaktaydı. Zamanı, yakıtı ya da başkalarının ne diyeceğini zerrece umursamıyordu. Sadece o vardı aklında, yalnızca onu görüyordu karşısında. Yol sadece basit bir detaydı. Cama yapıştırdığı, kendi elleriyle yaptığı orta boy kalp yastığın üzerinde basılı olan bir fotoğrafı vardı. Araba hareket ettikçe bir öne bir arkaya gidiyordu. Tıpkı gerçek hayatta kendisine yaptığı gibi…
Ona, çok sevdiğini bildiğinden kendi elleriyle yaptığı turunç reçelini götürmekteydi. Kavanozun üzerindeki basit kendiliğinden yapışkanlı kağıda kendi elleriyle karakalem resimlerini yapmıştı. Resim yapmaktan iyi anlardı.
İkisi yan yana durmaktaydı. Kendisinin gözlerindeki yalvarış, onun gözlerindeki belirsizlik…
Evinin önünde durdu. Torpido gözünden kavanozu aldı, torba getirmemişti yanında. Kapıyı çaldı. Açtığında…
Kavanoz elinden düşüverdi. Resim de parçalanmıştı. Yenisini yapacak değildi.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sixty three ÷ = 9