18.12.2019

Uyandığında kendisini bir kayanın iki metre ötesinde bulmuştu. Nerede uyuduğunu hatırlamasa da; bir kayanın dibinde uyuduğunu zannetmiyordu. Sahi, o nerede uyumuştu gece? Burası neresiydi
? En son hatırladığı neydi?
Yoktu! Bu soruların hiçbirine bir cevabı yoktu.
Yanına bir köpek geldi. Burnuyla dürtmeye başladı onu. Yanındaki poşetin içinde sevdiği, yiyebileceği bir şey olmalıydı. Kendisi de açtı. Eğer yiyebileceği bir şeyse köpekten önce kendisini düşünmeliydi. Evet… Üç kalem pirzola… Pirzola mı? Nasıl pirzola bulabilse de sokakta uyuyabildiğini anlayamamıştı. Üç dakikada bitmişti et. Kemiği de köpeğe attı. Çok geçmeden diğer köpekler de geldiler. Gürültülü bir ortamı sevmiyordu anlaşılan. Hemen oradan kalkıp gitmek için hareketlendi. O da ne! Gidemiyordu! Kaya onu çekiyordu. Kayanın yanına gidip alışkın, hatırlayan elleriyle kaldırdı onu. Sırtlanıp yürüdü. Ancak böyle yaparak oradan ayrılacağını vücudu biliyordu.
Acıkınca gökten bir şeyler düşecekti, bunu da biliyordu. Yeter ki o ezeli cezasını çeksindi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir