19.02.2020

Davetiyeleri birlikte yapıyoruz. En yakın arkadaşımın düğün davetiyelerini…
Origami sanatıyla yaptığımız üç boyutlu bir kalp ve kalbin içinde de bir kağıda yazılmış bir davet metni. Kağıt lise öğrencilerinin defterlerinden yırtılmış kağıtları andıracak şekilde yırtık ve şekilsiz. Top gibi buruşturulmuş. Kalbin üzerine de bir çiçek boyamamızı istedi sevgili arkadaşım.
Sevgilim olmasını istesem de şu an düğün davetiyelerini yapmakta olduğum, sevgili arkadaşım…
En azından kendiminmiş gibi yapmak acımı bir an olsun azaltıyor. Ya da, daha fazlalaştırıyor. Azalttığını sanacak kadar fazlalaştırdığından duyarsızlaşmayı azalma, hatta bir tür bitiş sanıyorum. Aptalım ben! Ben bir aptalım! Neden ona hiç söylemedim?
Not olsun diye yırttığımız kağıtlardan birisine onu sevdiğimi yazıp buruşturarak atıyorum. Sol çaprazımda…
Gülerek geri atıyor. Açıp okumak aklına bile gelmiyor. İşine yoğunlaşmış. Bir grafik tasarımcı olduğundan bilgisayarda açık bıraktığı çizim programına hemen yırtık bir kağıt çiziyorum. Uyumsuz ve pürüzlü görünen yırtık taraflarını ihmal etmiyorum. Ben de bir grafik tasarımcısıyım sonuçta.
Üzerine onu sevdiğimi yazıyorum. Adımı da…
Sonra da kaçıyorum. Bana seslenmesine aldırmıyorum. Evleneceği güne bir ay kala, on üç yıldan sonra aşkımı ona bildirebiliyorum. Gayet ciddi olduğumu anlayabilecek mi? Neden önce yazmadığımı ben bile anlamazken o…
Peki o beni sevseydi başkasıyla evlenir miydi? Sonuçsuz bir itiraf olduğunu kavrayıp çizimimi kaydetmeden silmek için oraya geri gidiyorum.
Çok geç kalmışım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir