19.07.2020

Dudağından mıdır, dişinden midir, damağından mıdır, dilinden midir bilinmez; ıslık çalarken çok farklı bir ses çıkartırdı. Gümüşî bir ses…
Beni de o sesle kendisine aşık etmişti zaten. Taksi çağırırken bile, bir flütten çıkarcasına temiz çıkıyordu; ama keskin çıkıyor, farklı bir şekilde de olsa dikkat çekiyordu. Islık çalarak bir sürü şey anlatabiliyordu. Oysa konuşmayı pek sevmezdi. Fazlasıyla okur, az konuşur, okuduklarının felsefesini ya da uygulamasını bile ıslıkla yapardı.
Hatta uyurken bile, bana ninni söylemeyi amaçlarcasına horlarken ıslık çalar, kronik uykusuz olan beni dahi uyuturdu.
Ölmüştü…
Cenazesinde meymenetsiz, patavatsız ve kıskanç bir akrabası söylemişti yüzüme.
“Hatırlıyor musun, hayatı boyunca ıslık çalmaya çalışırdı da; hava ağzından girer çıkardı öylece.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir