29.02.2024

Bildiği yerlerde bilmediği, bulmak isteyebileceği bir şey arayan tek kişi o değildi, olmayacaktı da. Yine de kapıyı sessizce açtı… Oysa meşum bir gıcırtı, verdiği bu karar için son derece uygun bir fon olurdu. Gerçi evdekilerin uyanmaması için kapının sessiz açılması iyi bir şeydi. Yanına fazladan hiçbir şey almadan çıkmıştı evden. Nasıl olsa çantasında ihtiyaç duyabileceği her şey vardı. Nereye gideceği belli değildi ama o bilmediği bir yerlere gitmek istiyordu. Giderken de yolda tüm alışkanlıklarından teker teker sıyrılacaktı. Yavaş yavaş yapacaktı, alıştıra alıştıra. Çünkü kendisi de; tüm alışkanlıkları ve kişiliğiyle, kendisi için tanıdık ve bildik bir şeydi. Önce aramaya devam etme …

Okumaya Devam Et

23.02.2024

“Bazen kimsesiz olmak kendini daha çabuk bulmaktır değil mi?” “Ne diyorsun sen be?” “Yok bir şey.” Bunu söyleyen duvarda yanı başımda oturmuş, süslü bir kadındı. Yani kadın öyle süslenip püslenmemişti de elbisesi güzeldi işte. Parfümü de on numaraydı. Boyanmıştı da ama çok değil. Biraz ruj sürmüştü. Ha tırnakları da parlak ve pembeydi. Parfümü benim kokum yanında fazla güzel, saçları yağlı saçlarımın yanında fazla temiz ve parlaktı. Hiçbir sığınma evinde yer bulamayan, kafamı kullanmaya çalışsam da bazen böyle, olduğum gibi, evsiz bir kadın gibi görünmek durumunda kalan bir kadına mı söylüyordu bunu? Kaç defa bedava sikildiğimi bilmiyordum. Hatırlamak istemiyordum yani, kim …

Okumaya Devam Et

22.02.2024

Aradan ne kadar zaman geçmişti hatırlayamıyorum. Zamanla aram hiçbir zaman iyi olmamıştır. İnsanlar tarafından icat edilmiş bir şeyi neden umursayayım ki? Mecbur olmak başka tabii. Bir doktor randevusunu umursamama lüksüne sahip değilim. Yakın zamanları önemseme mecburiyetimin farkında olsam da hatırlalar tamamen benim kontrolümde. Kapımı çaldığı zaman pek umurumda olmasa da kapıyı açtığımda yüzünün hâlini iyi hatırlıyorum. Giydiği kıyafetleri… Hem de ayakkabılarına kadar… Yüzünü ifadesiz kılmaya çalışmasına rağmen utanç dudaklarının kenarından ve gözlerinden damlıyordu. Temiz, gri bir pantolon giyiyordu. Ceplerinde altıgen bir çerçeve içinde bir ağaç işlenmişti. Kazağı da griydi. Üzerinde çam ağaçları vardı. Galiba beş tane. Hepsi de aynıydı, kalıp …

Okumaya Devam Et

21.02.2024

Kapalı yer korkusu o kadar da rastlanmadık bir şey olmasa gerek. Her insan, belki de her bilinçli yaratık en az bir kez yaşamış olabilir, buna hiç şaşırmam. Ben en az yüzlerce defa yaşamışımdır. Hem de bu deneyimlerimden çoğu etrafı duvarlarla çevrelenmiş bir yerde yaşanmadı. Uçsuz bucaksız, sadece yerçekimiyle ve insanların belirlediği sınırlarla boğulmuş bir arazide de yaşandı mesela. Aslında yerçekimine haksızlık etmek nankörlük olur çünkü o bu arazinin varlığı için olmazsa olmaz bir unsurdu. O arazide bu deneyimi yaşamama sebep olan şey, tam olarak kapalı yerler ya da belirlenmiş sınırlar değildi. Ne de yerçekimiydi tabii. Yalnızca bir insanın varlığıydı. Sıkıcı, …

Okumaya Devam Et

13.02.2024

“Asıl dünyayı kirleten ne biliyor musun?” Bunu soran… Bunu soran… son birkaç yıldır bir an dahi ayık göremediğim kardeşimdi. Ondan utanıyordum ve bunu belki de ancak şimdi itiraf edebiliyorum. Şimdi, yani o öldükten birkaç gün sonra. Bu soruyu sorduktan sonra karşılık vermemi beklemeden söyleyeceğini söylemişti rahmetli kardeşim. Varlığımın farkında olup olmadığına emin olamayacağım kadar kendisinde değildi. Belki de kendisindeydi, emin olamıyordum ki… “Kendilerini sevmeyen insanlar. Hayır hayır… Kendilerini sevmeyen bilinçli canlılar desem daha doğru olur. Ve ben de onlardan biriyim.” Susmuş, sonra da; “Ölmem gerek!” demişti inleyerek. Birkaç gün sonra da sessiz sedasız ölüvermişti. Ya ben?

Okumaya Devam Et