25.11.2019

Soğuk bir makinede çarpıyordu. Yaşamaya çalışıyordu ama ne bir şey pompalayabiliyordu ne de ısınabiliyordu. Zaten eğer sıcak kanı pompalayabilseydi ısınabilecekti. İşini yapamadığı için üşüyordu. Ne oluyordu?
En son yaşadıklarını hatırlamaya çalıştı. Bir çocuğun isteği üzerine bir yere gitmişti. Çocuğu tanımıyordu; ama sokakta yaşayan bir çocuk olmalıydı. Üstü başı perişandı ve kokuyordu çünkü. Çocuk ona “Bir kediyi kurtarmak ister misin?” diye sormuştu. O da tabii ki onaylamıştı. Neden istemesindi ki? Bunun üzerine çocuk onu önüne katmış ve kendisinin aksine tertemiz bir yere götürmüştü. Onu derken; bir parçası olduğu kadını…
Ameliyathane gibi bir yerdi burası. Çocuktan başka kimse yoktu. Ve masada yatan küçücük bir kedi den..
Çocuk önlük giydi, ellerini yıkadı, maske taktı ve onu hazırladı. Parçası olduğu kadını…
Hiçbir şeyi umursadığı yoktu. Çocuğa uyuyordu kadın.
O, gerçek o, yavaşça işine devam ediyor, kadının damarlarına gerekli kanı pompalıyordu.
Şimdi de bir makine…

İşte işini yapmaya başlamıştı. Sımsıcak bir bedende, bir şekilde kendisi tarafından ısındığını bilmenin mutluluğunu tekrar yaşıyordu işte. Bu kez farklı bir o idi. Mesela bir İngiliz olsaydı, kendisi için kullanılan sözcük bile değişecekti. Eşyalar için kullanılan sözcük kullanılacaktı artık onun için.
Ve hayvanlar için…
Oysa olduğu şey değişmemişti. O hala bir kalpti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir