28.01.2020

Gergindi. Elleri kasılmıştı. Yüzü buruşmuş, alnı kırışmıştı. Ayakları kaskatıydı. Dizleri karnına çekilmişti. Kocası kapıdan girecekti. Sonra ne olacaktı?
O da bundan korkuyordu zaten. Her gün böyle oluyordu. Dişleri sıkmaktan zarar görmüş, damakları paralanmıştı. Yanından geçildiğinde kesif bir ter kokusu, daha yıkandıktan sonra havluyla kurulanmadan yapışır olmuştu yakasına.
Kocası onu dövüyor muydu? Kendi pisliğini yediriyor, işkence mi yapıyordu?
Aslını sorarsanız, bunların hiçbirinin yanından bile geçmeyen, halim selim, adeta işkolik bir adamdı.
Ama…
Kötü bir huyu vardı adamın.
Her defasında farklı bir yöntemle onu küçümserdi. Bir müdürken işi bırakmak zorunda kalmıştı çünkü. Şimdi rakip şirketin müdürü olmuştu kocası. Çocuğu falan da yoktu ki oyalanacak bir şeyi olsun?
O gün, buna daha fazla dayanamayacağını, sıktığı dişlerden birisi kırılınca anladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir