28.04.2020

Ukala bir kadındı ama umurumda değildi. Aslında belki de umurumdaydı. Onu bunun için seviyor olabilirdim. Ukalalığı yakışıyordu. Belki de ukala oluşunun farkında olmaması bunun ona yakışmasına sebep oluyordu. Herkesin akıllı olması gerektiğini düşünüyordu bana göre. Yani herhangi bir şeyi düşünmemenin nasıl olabileceğine akıl erdiremediği için insanlara kızıyordu ve böyle yapınca insanlar onu ukala zannediyorlardı.
Onun yanında oldukça mütevazı sayılmak bana iyi geliyordu. İnsanlara karşı iyi polis-kötü polis oyunu oynuyorduk sanki. Yine de yargılanması bazen sinirlerimi bozuyordu. Hak etmiyordu çünkü.
Ben de fazlasıyla empatik bir adamdım. Yakışıyorduk birbirimize bana kalırsa; ama aramızdaki şeyin adı yoktu. O koymamıza izin vermiyordu.
Bir çiçekle yanına gelsem gülümsemekle yetiniyordu. Bir hediye alsam, düşünceliliğimden dem vuruyordu. Aslında o da bana hediye alıyordu. Hatta bir gün bir çiçekle bile gelmişti karşıma. Ah! Ne kadar da mutlu etmişti beni. Yine de…
Bir gün, tüm cesaretimi toplayarak onu sevdiğimi söylemiştim.
‘Ben De…’ demişti gülümseyerek. Ama ben aşık olduğumu kastetmiştim ve onun da aynı şeyi kastedip etmediğini sormaya cesaret edememiştim yine. Yine…
Sonra, artık tüm cesaretimle bir yüzük alıp evlenme teklifi etmiştim.
Kabul etmişti. Basitçe…
Ama ben…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir