Kategoriler
edebiyat Genel

29.04.2019

Çimin üzerinde, üzerini kaplayan kırağıya selam ederdi ilk önce. Sonra da başucundaki şarap şişesine… Kadeh madeh, bardak mardak bilmezdi. Sadece onunla sessizliği ve tükürüklerini paylaşanlarla paylaşırdı mütevazı içkisini. Zaten konuşamazdı. Beyin hücreleri, ruhunun anlatacaklarına yetmiyordu artık. Dinleyemezdi de. En azından sözcükleri…. Doldurmuştu kendisini bir şekilde ve artık tümüyle boşalmak istiyor, ruhuna alkolle lavman yapıyordu.
Çıkardığı tek anlaşılır iki ses, sırası ile ‘oy’ idi. Derdini anlatması gerektiğinde bu iki sesle anlatıyordu insanlara ve bazen anlayan da çıkıyordu.
Kimi herkes anlayabiliyordu ki?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seventy seven − 73 =