02.11.2022

“Boşluk kadar yoğun, dolu ne vardır şu dünyada!” Bunu söyleyen kızın sesi o kadar titriyordu ki, yaşadığı heyecanla mı bu kadar titrediği; yoksa ezelden böyle bir kusuru mu olduğunu merak etmiştim. Bu kadar mutlu olmak kusurlu olmak demekti, kimse kusura bakmasın. Kesin beyninin bir tarafı bozuktu. Bu kız üzülünce de çok fena oluyordur! HAH! İşte bununla teselli olabilirim değil mi? Hem söylediklerinden de belliydi kusurlu bir zihni olduğu. Boşluk boşluktu işte ve boştu.

Okumaya Devam Et

28.10.2022

Onu bulduğumda erkeğimin başında duruyordu. Elinde binlerce kere saçına bağladığım saç bağı vardı. Ortasındaki taş batmakta olan güneşin ışığını çoğaltıyor, ışıl ışıl parlıyordu. Aşağıya bir daha baktım. Kocam ölmüştü. Başında duran adamın diğer elindeki hançer hala böğründe saplı duruyordu. Hançerin titremesine ve yüzündeki acıya bakılırsa, ölmeden katilini yaralayabilmişti. Onun hakkındaki ilk düşüncem ne kadar da genç olduğuydu. Daha ondan nefret etmeye bile başlamazken… Sonra acı geldi… Yıllarımı geçirdiğim adamın kaybı bana dev bir sığır gibi çarptı. Boynuzları kaburgalarımı ezmişti sanki. Sonra bir daha baktım bu yüze. Elindeki değerli taşa sevinemeyecek kadar sağlığından endişe eden, gençliği yaptığı şeyi hafifletmeyen yüze… Kalktım. …

Okumaya Devam Et

27.10.2022

Kalktım. Yatağım çok yumuşaktı, birazdan ne yapacağımı düşündüğümde kalkmak çok zor geliyordu. Yine de kalkmıştım işte. “Aferin!” Sesin nereden geldiğine bakmama gerek yoktu. O daima göz hizamda olurdu. Bir şey demedim. Bana aferin demesi umurumda değildi. Kendi derdim bana yeterdi. Çırıpçıplak soyunup iç çamaşırlarımı dahi giymeden hiçbir dikişi, düğmesi, fermuarı ya da buna benzer bir aksesuarı olmayan, çok uzun bir şeritetenibaret giysimi vücuduma dolamaya başladım. Toplam yirmi bir metreydi ve onu vücuduma doladığımda kendimi bağırsakla sarılmak zorunda olan bir kangal sucuk gibi hissederdim. Yine de hareketlerim sanıldığı kadar kısıtlı olmazdı. Onu giymekte ustalaşmıştım. Şeridin rengi kırkızıydı ama biraz daha afili …

Okumaya Devam Et

03.07.2022

“Cesur bir ağacı anlamak için Yapraklarına bak,” derdi. Çok konuşurdu. Çok azını anlardım. Anlamadığımı söyleyince de; “Düşün,” derdi. Soru sorduğumda; “Biliyorsun,” der ve sorularımı cevapsız bırakırdı. Hiçbirini bilmiyordum ve söylediklerinin, anlamak için kafama bir tomar para gibi yatırdığım tüm sözlerinin hepsini unutmuştum. Bankaya yatırdığım paralar gibi görünmez olmuştu onlar da. Belki hala erişebileceğim yerdeydiler ama henüz onlara ulaşamıyordum. Kafamdaki duygusuz banka memuru; “Bu miktarı size şimdi vermek için yetkimiz yok,” diyordu. O ölmüştü. Peki ya bankadakiler? Bankamatiklere baka baka yürüyordum. Ve ağaçlara… Acaba hangisi cesurdu?

Okumaya Devam Et

12.06.2022

Sesi söylediklerini duymazmış gibi çıkıyordu. Sanki ağzından bağımsız organları ne yaptığıyla hiç ilgilenmeden onu bekliyor, ona ilgisiz birer eş gibi davranıyorlardı. Aslında başkasına aşık olan, aklı havada… Ağzı ise telefonda durumu kurtarmaya çabalıyor, kendisinin bile işitmediği şeyleri telefonun karşısındaki kulağa iletmeye çalışıyordu. Peki bu sözlere bahsi geçen kulak inanıyor muydu? Evet, inanıyordu. Duymayı istediği tek ses oydu çünkü.

Okumaya Devam Et

30.05.2022

Git gide kötüleşiyordu. Akşamları bir barda, gündüzleri de sokakta çalıp söylüyordu. Çoğunlukla aynı şeyleri söylerdi. Repertuvarını popüler müziklerle geliştirmeyi ihmal etmezdi ama söylediği şarkıların pek değişmediğini bu aralar daha fazla hisseder ve bundan fazlasıyla rahatsız olduğunu düşünür olmuştu. Artık bu işten zevk almıyordu. Oysa müzik bebekliğinden beri onun için çok önemliydi. Ne olmuştu? Farklı müzikler dinlemeye başladı. Artık gündüzleri daha fazla evde ya da sokakta kalıp alışmıyor, sadece müzik dinliyordu. Her türden müziği denese de onu bariz şekilde mutlu eden bir müzik bulamamıştı. Yine rutinine döndü. Bu kez çok daha mutsuzdu. O kadar mutsuzdu ki, en çok sevdiği şey olan …

Okumaya Devam Et

27.05.2022

Telefonu çaldı. Nerede olduklarını, türlerini bilmediği bir dolu kuş sesi çıkıyordu hoparlörlerden. Kim bilir ne diyorlardı bu kuşlar, kim bilir nasıl bir ortamda, nasıl ilişkiler içerisindeydiler? Eh, onun bilmediği, onları her aranışında işitse de anlamadığı kesindi. Ortamdaki kuşların ve rüzgârın sözlerini keserek telefonu açtı. Telefondakinin söylediklerini anlayabilirdi. Telefondakinin yüksek sesi karşısında sıçradı. Eli titremişti. Telefonu uzaklaştırdı ve maalesef yine de söylenen tüm sözleri işitebildi. “Düş yakamdan!” diyordu ses. “Anlamıyor musun? Seni sevmiyorum! Hiçbir zaman da sevmedim. Senden en ufak bir şekilde hoşlanmadım bile. Bunu nereden çıkarttın hiç anlamadım ki!” Nefes almak için duraksadığında, nefeslerini hep ağızdan alırdı, boğazını temizleyerek konuşmaya …

Okumaya Devam Et

25.05.2022

O gün de bahçemde kazanım kaynıyordu. Marmelatlar ve reçeller yapıp satıyorum da… Büyük bir meyve bahçesi olan bir arkadaşım var, yani meyveler daha az masraflı oluyor. İki ortak bu şekilde geçinip gidiyoruz. Arkadaşımın işi kolay, o sadece meyveleri yetiştiriyor. Bense hem yapıyorum hem de kavanozları satılacakları mercilere götürüyorum. İşte o gün de marmelat için çekirdeklerini aldığım vişneleri kaynatıyordum. İçine prefabrik bir ev kurduğum küçücük bir arsam vardı. İşte orada bulduğum odun ve ufak tefek şeylerle ateş yakıyor, tüpten tasarruf ediyordum. Kazanın başında beklerken kitap okuyordum ki onu gördüm. Sayfayı çevirirken gözüme ilişivermişti. Bir kurttu. Ormana yakın bir yerde otursam da …

Okumaya Devam Et

23.05.2022

İncecik bir şal gibi boyumdan omuzlarıma, oradan göğüslerime doğru örterdi bedenimi bu telkâri kolye.. Dedim ya, aslında kolyeden çok bir şal gibiydi ama kumaş değildi ve boyuna takılıyordu. Mecburen kolye denmeliydi. Bunu bana kendi elleriyle yapmıştı. O ziyaretime geldiğinde sadece üzerimde bunun olmasını isterdi. Yaklaşık üç yıldır geliyordu. Malzemelerini getirerek yanı başımda bana bakarak yapmasa, o kadar emeğin benim için sarf edildiğine inanmazdım, inanamazdım. Onun gibi birisinin hem de… Artık ziyaretime gelmemeye başladığında da sadece o telkâri eseri bırakabildiğine, ondan vazgeçebildiğine şaşmıştım.

Okumaya Devam Et

17.05.2022

Takva sahibi insanların şu hiçbir derdi yokmuşçasına, delişmen bir bir rüzgâr gibi oynayan köçeği oynarken ruhlarının tuhaf arzularla ağırlaşması ne kadar da tuhaf geliyor. Arzularda doğal olmayan hiçbir şey olmasa da onlardan nefret edişleri o kadar sıra dışı ki. Oysa oynayan köçek kendi arzularını kabullendiği için ne kadar da rahat. Hafifliği yakasından yeninden taşıp damlacıkları bir parfüm gibi üzerime siniyor. Artık ben de rahat hissediyorum. Oysa arzularımla hiçbir sorunum yok. Gerçekten… Ne olabilir ki. Benim gibi bir kadının arzularla onları gerçekleştirmeye çalışmak dışında nasıl bir sorunu olabilir? Evet, kendi arzularımla sorunum mutlaka olurdu, Onları bilebilseydim eğer…

Okumaya Devam Et