28.10.2022

Onu bulduğumda erkeğimin başında duruyordu. Elinde binlerce kere saçına bağladığım saç bağı vardı. Ortasındaki taş batmakta olan güneşin ışığını çoğaltıyor, ışıl ışıl parlıyordu. Aşağıya bir daha baktım. Kocam ölmüştü. Başında duran adamın diğer elindeki hançer hala böğründe saplı duruyordu. Hançerin titremesine ve yüzündeki acıya bakılırsa, ölmeden katilini yaralayabilmişti. Onun hakkındaki ilk düşüncem ne kadar da genç olduğuydu. Daha ondan nefret etmeye bile başlamazken… Sonra acı geldi… Yıllarımı geçirdiğim adamın kaybı bana dev bir sığır gibi çarptı. Boynuzları kaburgalarımı ezmişti sanki. Sonra bir daha baktım bu yüze. Elindeki değerli taşa sevinemeyecek kadar sağlığından endişe eden, gençliği yaptığı şeyi hafifletmeyen yüze… Kalktım. …

Okumaya Devam Et

27.10.2022

Kalktım. Yatağım çok yumuşaktı, birazdan ne yapacağımı düşündüğümde kalkmak çok zor geliyordu. Yine de kalkmıştım işte. “Aferin!” Sesin nereden geldiğine bakmama gerek yoktu. O daima göz hizamda olurdu. Bir şey demedim. Bana aferin demesi umurumda değildi. Kendi derdim bana yeterdi. Çırıpçıplak soyunup iç çamaşırlarımı dahi giymeden hiçbir dikişi, düğmesi, fermuarı ya da buna benzer bir aksesuarı olmayan, çok uzun bir şeritetenibaret giysimi vücuduma dolamaya başladım. Toplam yirmi bir metreydi ve onu vücuduma doladığımda kendimi bağırsakla sarılmak zorunda olan bir kangal sucuk gibi hissederdim. Yine de hareketlerim sanıldığı kadar kısıtlı olmazdı. Onu giymekte ustalaşmıştım. Şeridin rengi kırkızıydı ama biraz daha afili …

Okumaya Devam Et

27.05.2022

Telefonu çaldı. Nerede olduklarını, türlerini bilmediği bir dolu kuş sesi çıkıyordu hoparlörlerden. Kim bilir ne diyorlardı bu kuşlar, kim bilir nasıl bir ortamda, nasıl ilişkiler içerisindeydiler? Eh, onun bilmediği, onları her aranışında işitse de anlamadığı kesindi. Ortamdaki kuşların ve rüzgârın sözlerini keserek telefonu açtı. Telefondakinin söylediklerini anlayabilirdi. Telefondakinin yüksek sesi karşısında sıçradı. Eli titremişti. Telefonu uzaklaştırdı ve maalesef yine de söylenen tüm sözleri işitebildi. “Düş yakamdan!” diyordu ses. “Anlamıyor musun? Seni sevmiyorum! Hiçbir zaman da sevmedim. Senden en ufak bir şekilde hoşlanmadım bile. Bunu nereden çıkarttın hiç anlamadım ki!” Nefes almak için duraksadığında, nefeslerini hep ağızdan alırdı, boğazını temizleyerek konuşmaya …

Okumaya Devam Et

25.05.2022

O gün de bahçemde kazanım kaynıyordu. Marmelatlar ve reçeller yapıp satıyorum da… Büyük bir meyve bahçesi olan bir arkadaşım var, yani meyveler daha az masraflı oluyor. İki ortak bu şekilde geçinip gidiyoruz. Arkadaşımın işi kolay, o sadece meyveleri yetiştiriyor. Bense hem yapıyorum hem de kavanozları satılacakları mercilere götürüyorum. İşte o gün de marmelat için çekirdeklerini aldığım vişneleri kaynatıyordum. İçine prefabrik bir ev kurduğum küçücük bir arsam vardı. İşte orada bulduğum odun ve ufak tefek şeylerle ateş yakıyor, tüpten tasarruf ediyordum. Kazanın başında beklerken kitap okuyordum ki onu gördüm. Sayfayı çevirirken gözüme ilişivermişti. Bir kurttu. Ormana yakın bir yerde otursam da …

Okumaya Devam Et

23.05.2022

İncecik bir şal gibi boyumdan omuzlarıma, oradan göğüslerime doğru örterdi bedenimi bu telkâri kolye.. Dedim ya, aslında kolyeden çok bir şal gibiydi ama kumaş değildi ve boyuna takılıyordu. Mecburen kolye denmeliydi. Bunu bana kendi elleriyle yapmıştı. O ziyaretime geldiğinde sadece üzerimde bunun olmasını isterdi. Yaklaşık üç yıldır geliyordu. Malzemelerini getirerek yanı başımda bana bakarak yapmasa, o kadar emeğin benim için sarf edildiğine inanmazdım, inanamazdım. Onun gibi birisinin hem de… Artık ziyaretime gelmemeye başladığında da sadece o telkâri eseri bırakabildiğine, ondan vazgeçebildiğine şaşmıştım.

Okumaya Devam Et

16.05.2022

Ortalama bir görünüşü olsa da etrafındaki insanları kendisine çekerdi. Kadınlar onu severdi. Bunun için görünürde hiçbir şey yapmasa da bunu arzulaması yeterdi. Kendisini insanların onu sevmesi için şekillendirirdi. bu küçük değişiklikleri, insanların ihtiyaçlarını anlayabildiği ölçüde milim milim yapardı. Kendisini onlar için değiştirdiğini hiç bilmeden… Elbette insanlar topluma uymak için değişirlerdi ama onun, belki bir sürü insanın, yaptığı kendilerine has özelliklerini, onları eşsiz yapması gereken şeyleri de sevilmek için değiştirmeye gönüllü olmaktı. Çocukken yelek giymeyi hiç sevmese de komşu kızı yeleğini sevdiği için her gün giymişti. Artık o sevmediği yelek, alameti farikası olmuştu hatta. Oysa onu sevmemesi için çok geçerli bir …

Okumaya Devam Et

11.05.2022

Kendimi modern bir ulak olarak düşünmek çok hoşuma giderdi. Öyleydim. Bir postacıydım. Bisikletimi kullanarak insanlara her gün bir sürü şey iletirdim. Bilmediğim yer yoktu. Bisikletim sağlamdı. Birçok antik ulaktan tek farkım, ilettiğim mesajların içeriklerini bilmiyor oluşumdu. Ama ya öğrenecek bir fırsatım olursa? Bir abrakadabrayla yapılacak iş değildi belki ama teknolojiyle neden olmasındı? Bu fikir zaman içinde bir tür takıntı olmaya başlamıştı. Bir lise mezunu olsam da kendi kendimi yetiştirmiş, bir şekilde mektupların geçeceği merdaneli bir kutu biçiminde bir tarayıcı yapmıştım. Tek başıma. Bu şekilde, zarflara hiçbir şey olmadan içlerindeki yazı taranıyor, telefonuma aktarılabiliyordu. Çoğunlukla dağıtmak için aldığım her mektuba bakmıyordum. …

Okumaya Devam Et

08.05.2022

“İcap eden ne ise yapınız,” buyurmuştu Osman Bey. Davudi sesinde tereddüdün esamesi dahi okunmasa da içinde fırtınalar kopuyordu. Aslında o tereddüdü okuyacak belki de tek kişi şu an ölümle savaşıyordu ve muhtemelen bu savaşı birkaç saat içinde kaybedecekti. Zaten Osman Bey, o savaşa yardımcı olsunlar diye doktorlara böyle söylemişti. Ama kızının öleceği belliydi. Bunu o ve doktorlar dahil herkes biliyordu. Osman Bey doksanlarını sürüyordu. Kızı Muazzez Hanım ise altmışını geçmişti. Yine de kızından daha dinç olmak ayıpmış gibi geliyor, bundan utanıyordu. Doksan üç ya da doksan dört yaşında olmasına rağmen, o zamanlar babasının kimliğini ne zaman çıkarttığı belli değildi, yetmişlerinden …

Okumaya Devam Et

05.05.2022

Eski dostum Karınca’yla uzun bir dünya turuna çıkmıştım. Uzun zamandır istediğim tek şeydi. Başka dostum da yoktu. Ben de hem işime yaradığından hem de başka yapacak bir şey olmadığından onu da aldım yanıma. Pekâlâ yürüyerek de çıkabilirdim ama bu benim için gereğinden fazla zor olurdu. Rahat bir yolculuk istiyordum. Karınca’nın gazı için de para ayırmam gerekiyordu ama belli bir birikim yapmayı akıl etmiştim. Zaten uzun zaman boyunca bunun için beklemiştim. Hem bu işlerden anlayan bir arkadaşım, onu zorda kalırsam güneş paneliyle de çalışabilir duruma getirmişti. Ülkeyi dolaşmayı henüz bitirmemiştim. En azından kendi ülkemin her karışını dolaşmayı hedefliyordum. Diğer ülkelerin belli …

Okumaya Devam Et

04.05.2022

Yağdanlıkta çok az yağ kalmıştı. Bir an önce doldurmalıydım ama bu iş o kadar kolay değildi. Çünkü bu yağ sıradan bir yağ değildi. Yağdanlık da öyle. Hoş, ben de pek sıradan bir insan sayılmazdım. Yağdanlık içindeki, soğuk sıkım kenevir yağı ve en saf altın tozundan, ayrıca söylemeyi tercih etmediğim başka birkaç şeyden müteşekkildi. Altının saflığını anlamak için önce onu elimden geldiğince saflaştırıp soğutmam, ardından güvenilir mihenk taşımda test etmem gerekiyordu. Bu işi halletmiştim ama başka birkaç şeyi bu zamanda bulamazdım. Onun için geçmişe gitmeliydim. Ya da geleceğe. Geleceğe gidersem fazla enerji harcamam gerekeceğinden, şimdilik geçmişe gitmek mantıklı olacaktı. Bir an …

Okumaya Devam Et