12.06.2022

Sesi söylediklerini duymazmış gibi çıkıyordu. Sanki ağzından bağımsız organları ne yaptığıyla hiç ilgilenmeden onu bekliyor, ona ilgisiz birer eş gibi davranıyorlardı. Aslında başkasına aşık olan, aklı havada… Ağzı ise telefonda durumu kurtarmaya çabalıyor, kendisinin bile işitmediği şeyleri telefonun karşısındaki kulağa iletmeye çalışıyordu. Peki bu sözlere bahsi geçen kulak inanıyor muydu? Evet, inanıyordu. Duymayı istediği tek ses oydu çünkü.

Okumaya Devam Et

27.05.2022

Telefonu çaldı. Nerede olduklarını, türlerini bilmediği bir dolu kuş sesi çıkıyordu hoparlörlerden. Kim bilir ne diyorlardı bu kuşlar, kim bilir nasıl bir ortamda, nasıl ilişkiler içerisindeydiler? Eh, onun bilmediği, onları her aranışında işitse de anlamadığı kesindi. Ortamdaki kuşların ve rüzgârın sözlerini keserek telefonu açtı. Telefondakinin söylediklerini anlayabilirdi. Telefondakinin yüksek sesi karşısında sıçradı. Eli titremişti. Telefonu uzaklaştırdı ve maalesef yine de söylenen tüm sözleri işitebildi. “Düş yakamdan!” diyordu ses. “Anlamıyor musun? Seni sevmiyorum! Hiçbir zaman da sevmedim. Senden en ufak bir şekilde hoşlanmadım bile. Bunu nereden çıkarttın hiç anlamadım ki!” Nefes almak için duraksadığında, nefeslerini hep ağızdan alırdı, boğazını temizleyerek konuşmaya …

Okumaya Devam Et

23.05.2022

İncecik bir şal gibi boyumdan omuzlarıma, oradan göğüslerime doğru örterdi bedenimi bu telkâri kolye.. Dedim ya, aslında kolyeden çok bir şal gibiydi ama kumaş değildi ve boyuna takılıyordu. Mecburen kolye denmeliydi. Bunu bana kendi elleriyle yapmıştı. O ziyaretime geldiğinde sadece üzerimde bunun olmasını isterdi. Yaklaşık üç yıldır geliyordu. Malzemelerini getirerek yanı başımda bana bakarak yapmasa, o kadar emeğin benim için sarf edildiğine inanmazdım, inanamazdım. Onun gibi birisinin hem de… Artık ziyaretime gelmemeye başladığında da sadece o telkâri eseri bırakabildiğine, ondan vazgeçebildiğine şaşmıştım.

Okumaya Devam Et

16.05.2022

Ortalama bir görünüşü olsa da etrafındaki insanları kendisine çekerdi. Kadınlar onu severdi. Bunun için görünürde hiçbir şey yapmasa da bunu arzulaması yeterdi. Kendisini insanların onu sevmesi için şekillendirirdi. bu küçük değişiklikleri, insanların ihtiyaçlarını anlayabildiği ölçüde milim milim yapardı. Kendisini onlar için değiştirdiğini hiç bilmeden… Elbette insanlar topluma uymak için değişirlerdi ama onun, belki bir sürü insanın, yaptığı kendilerine has özelliklerini, onları eşsiz yapması gereken şeyleri de sevilmek için değiştirmeye gönüllü olmaktı. Çocukken yelek giymeyi hiç sevmese de komşu kızı yeleğini sevdiği için her gün giymişti. Artık o sevmediği yelek, alameti farikası olmuştu hatta. Oysa onu sevmemesi için çok geçerli bir …

Okumaya Devam Et

07.05.2022

Hep çok üzgün görünürdü. Üzgün ve şaşırmaya hasret. Şaşırmaya hasret oluşu son derece normaldi çünkü şaşırdığına hiç şahit olmamıştım. Bir tür kahin gibiydi. Tam olarak geleceği bilmezdi ama olasılıkların her birini tahmin etmekte epey iyiydi. Onu çok severdim. Hayran olunası bir kişiliği vardı gerçi ama ona hayran olduğum söylenemezdi. Bu insanlar arasında işinin çok zor olduğunu düşünür, onun için çok üzülürdüm ama asla ona acımazdım da. Onu sadece severdim. Bu dünyada olması gereken bir şey gibi gelirdi ama böyle düşündüğüm için de sevmezdim. Bir kasaba gibi bir yerde, boş bir arazisi vardı. Uçsuz bucaksız bir yerdi ve o civarın ekosistemine …

Okumaya Devam Et

03.05.2022

Harmanisini üzerime örterek asla yapamayacağı bir şeyi yapmaya çalışıyordu. Beni kendi mülkiyetine katmaya… Öyle sanıyordum ki, bunun için yapamayacağı bbir şey yoktu. O bunun için dünyaya gelmişti. Sahip olmak için. Bana sahip olduğunda da durmayacaktı. Tozlandığımı anlayınca, tozumu silmeye zahmet etmeden sahip olmak için başka bir şey arayacaktı. Tüm bunlar bir yana, sahip olmak ve bir kenara atılmak umurumda olmasa bile, artık onda ilgimi çekecek bir şey bulamıyordum. İlk zamanlar karizmatik olduğunu düşünsem de insanlara yaptığı sessiz, çoğu zaman anlaşılmadığı için işe yarayan manipülasyon tekniklerini fark edince tüm karizması önemini yitirmişti. Anlamıştım çünkü. O tekniklerin üzerimde bir yere kadar işe …

Okumaya Devam Et

26.01.2021

O kadar masum kokardı ki, bir demet maydanoz kadar saf, yeşil ve ferahtı kokusu. Parfüm falan da kullanmazdı. Vücut kokusu öyleydi. O kirli sepetine attığında kıyafetlerini koklamadan edemezdim. Bir erkek nasıl olur da böyle kokardı anlam veremezdim. Bu kadar şiddetsiz, erkeksi olmadan; ama kadınsı da olmadan nasıl kokabilirdi? İyi ki bu adam benimdi! Bir gün kazağında başka bir kokuya rastlamasaydım ölene kadar böyle düşünürdüm herhalde. Tuhaf, muhtemelen bir kadın parfümüne ait bir koku. Gerçi erkek de kullanabilirdi ama bir erkek ona bu denli yaklaşabilir miydi? Ertesi gün yine aynı parfümle kirlenmişti en sevdiğim kazağı. En azından onu giymeseydi… O kokuya …

Okumaya Devam Et

21.01.2021

Bir yerlerde bulduğum tüylerle, tohumlarla ha bir de güzel kokan kuru otlarla yapmıştım yastığımızı. Şu “bir yastıkta kocayın” denilen yastıklardandı. Uzun, kalın, sert olsa da başı rahatsız etmeyen… Hiç yıkamazdım onu. Sadece kılıfını değiştirirdim. O yastıkta birlikte kocamayı düşlediğim adam, şimdi ölmüştü. Peki ben bu yastığı ne yapacaktım? Yakacak mıydım? Gömecek miydim? Hiçbir şey olmamış gibi başımın altına koyacak, yatakta yuvarlana yuvarlana, gerine gerine, rahat rahat yatacak mıydım? Yok yok, bunlardan hiçbirini yapmayacaktım. Yeni bir kılıf dikecek, onu ellerimle işleyecek, yeni evli bir çifte verecektim. Ben ise, dolabımın en derin çekmecesinin en dibinde gizlediğim, genç kızlığımda kendim için ellerimle yaptığım …

Okumaya Devam Et

12.01.2021

Bir şarkı dinlemiştim bir zamanlar. Bir kuş olmaya ilk defa o zaman özenmiştim. “Bir kuşun sevgisi olsaydım eğer,” diyordu şarkıda. “Pencerende dolaşır, Küçük sırlarına bakar, Yanına gelip; şakalar yapardım. Bir kuşun sevgisi olsaydım eğer Ve sana dokunsaydım.” Küçük sırlar derken… Şarkı söylerken bilerek detone olup kendi kendine gülmeyi sevmen gibi mesela. Tuhaf hareketler yaparak elma soyman, tuvalette bulmaca çözmeyi sevmen, maç izler gibi bilgi yarışması izlemen gibi… Yalnızken burnunu karıştırsan da; avcunun içinde sümüğünü değerli bir hazineyi saklar gibi saklayıp tembellik ve titizliğin bileşkesiyle öylece elini tuvaletin gelene kadar yumruk yapman gibi… Küçük sırlar işte… Yanına gelip şakalar yapma meselesi …

Okumaya Devam Et

11.01.2021

Beni ona sevgiyle hediye etmişti bir adam. Raftan beni alışını hâlâ anımsayabiliyorum. Ellerindeki özeni… Ah… Bana ondan sonra kimse öyle dokunmadı. Kendi elleriyle, küçük bir kâğıtla birlikte paketlemişti özenle. Ah o özen… Sonra da daha da büyük bir özenle, nasıl bundan büyük bir özen olabilirse, beni o kadına sunmuştu. Hemen merakla açmıştı paketi… Kâğıt uçup gitmişti o görmeden. Kala kala ben kalmıştım elinde. Şaşmıştı. Daha da kötüsü hayal kırıklığına uğramıştı. O bir yelpazeyle ne yapacaktı? Sonra da; yüzlerce eşyadan oluşan bir yığının içine beni öylece fırlatmıştı. Biraz özen gösterseydi… Belki de adam için önemli olan, uçup giden kâğıttan bahsederdim ona …

Okumaya Devam Et