27.10.2022

Kalktım. Yatağım çok yumuşaktı, birazdan ne yapacağımı düşündüğümde kalkmak çok zor geliyordu. Yine de kalkmıştım işte. “Aferin!” Sesin nereden geldiğine bakmama gerek yoktu. O daima göz hizamda olurdu. Bir şey demedim. Bana aferin demesi umurumda değildi. Kendi derdim bana yeterdi. Çırıpçıplak soyunup iç çamaşırlarımı dahi giymeden hiçbir dikişi, düğmesi, fermuarı ya da buna benzer bir aksesuarı olmayan, çok uzun bir şeritetenibaret giysimi vücuduma dolamaya başladım. Toplam yirmi bir metreydi ve onu vücuduma doladığımda kendimi bağırsakla sarılmak zorunda olan bir kangal sucuk gibi hissederdim. Yine de hareketlerim sanıldığı kadar kısıtlı olmazdı. Onu giymekte ustalaşmıştım. Şeridin rengi kırkızıydı ama biraz daha afili …

Okumaya Devam Et

12.06.2022

Sesi söylediklerini duymazmış gibi çıkıyordu. Sanki ağzından bağımsız organları ne yaptığıyla hiç ilgilenmeden onu bekliyor, ona ilgisiz birer eş gibi davranıyorlardı. Aslında başkasına aşık olan, aklı havada… Ağzı ise telefonda durumu kurtarmaya çabalıyor, kendisinin bile işitmediği şeyleri telefonun karşısındaki kulağa iletmeye çalışıyordu. Peki bu sözlere bahsi geçen kulak inanıyor muydu? Evet, inanıyordu. Duymayı istediği tek ses oydu çünkü.

Okumaya Devam Et

23.05.2022

İncecik bir şal gibi boyumdan omuzlarıma, oradan göğüslerime doğru örterdi bedenimi bu telkâri kolye.. Dedim ya, aslında kolyeden çok bir şal gibiydi ama kumaş değildi ve boyuna takılıyordu. Mecburen kolye denmeliydi. Bunu bana kendi elleriyle yapmıştı. O ziyaretime geldiğinde sadece üzerimde bunun olmasını isterdi. Yaklaşık üç yıldır geliyordu. Malzemelerini getirerek yanı başımda bana bakarak yapmasa, o kadar emeğin benim için sarf edildiğine inanmazdım, inanamazdım. Onun gibi birisinin hem de… Artık ziyaretime gelmemeye başladığında da sadece o telkâri eseri bırakabildiğine, ondan vazgeçebildiğine şaşmıştım.

Okumaya Devam Et

11.05.2022

Kendimi modern bir ulak olarak düşünmek çok hoşuma giderdi. Öyleydim. Bir postacıydım. Bisikletimi kullanarak insanlara her gün bir sürü şey iletirdim. Bilmediğim yer yoktu. Bisikletim sağlamdı. Birçok antik ulaktan tek farkım, ilettiğim mesajların içeriklerini bilmiyor oluşumdu. Ama ya öğrenecek bir fırsatım olursa? Bir abrakadabrayla yapılacak iş değildi belki ama teknolojiyle neden olmasındı? Bu fikir zaman içinde bir tür takıntı olmaya başlamıştı. Bir lise mezunu olsam da kendi kendimi yetiştirmiş, bir şekilde mektupların geçeceği merdaneli bir kutu biçiminde bir tarayıcı yapmıştım. Tek başıma. Bu şekilde, zarflara hiçbir şey olmadan içlerindeki yazı taranıyor, telefonuma aktarılabiliyordu. Çoğunlukla dağıtmak için aldığım her mektuba bakmıyordum. …

Okumaya Devam Et

09.05.2022

Yine kalkar kalkmaz yüzünü yıkayıp fırına, ekmek almaya gitti. Her zamanki gibi üç tane ekmek almıştı. Beyaz ekmek yiyordu çünkü en ucuzu oydu. Her şeyi ekmekle yiyordu. Çoğu zaman başka bir şey yemeye gerek duymuyordu çünkü karnının doymasının ihtiyaç duyduğu tek şey olduğunu sanıyordu. Git gide zihni ve vedeni hantallaşsa da umurunda değildi. Hantal bir insan sadece iş görecek kadar düşünür, o kadar hareket ederdi ve onun için bu yeterliydi. Ama yaşadığını hissetmesi de gerekirdi. Onun için binlerce şey yapılması gerekecekti. Yoksa aramaya başlardı. Aramaya başlarsa da bulur, maazallah hantallığından kurtulurdu. Bunun için de mecburen bazı filmler, diziler, kitaplar, tablolar …

Okumaya Devam Et

06.05.2022

Onunla aramızda yıllardır bozulmamış bir ahit vardı. O bana para ve lojistik destek sunacaktı, ben de onun için istediği bazı şeyleri sağlayacaktım ve asla birbirimize soru sormayacaktık. Ben yapmak istediğim deneylerim için imkân isterken o da ufak tefek birkaç tuhaf şey rica etmekle yetiniyordu. Gizli gizli toryumu nükleer santrallerde kullanmanın bir yolunu bulmuştum ama o şimdilik bunu gizlememiz gerektiğini söylüyordu. Daha önce bulunan yöntemlerin aksine asla bir gram enerji harcanmıyordu ve neredeyse tüm riskleri sıfıra indirebilmiştim. Kesinlikle laf olsun diye söylemiyorum, bir dehaydım. O ise zengindi ve anladığım kadarıyla pis işler çeviriyordu. Besbelli ki durum buydu. Benden istediği ufak tefek …

Okumaya Devam Et

04.05.2022

Yağdanlıkta çok az yağ kalmıştı. Bir an önce doldurmalıydım ama bu iş o kadar kolay değildi. Çünkü bu yağ sıradan bir yağ değildi. Yağdanlık da öyle. Hoş, ben de pek sıradan bir insan sayılmazdım. Yağdanlık içindeki, soğuk sıkım kenevir yağı ve en saf altın tozundan, ayrıca söylemeyi tercih etmediğim başka birkaç şeyden müteşekkildi. Altının saflığını anlamak için önce onu elimden geldiğince saflaştırıp soğutmam, ardından güvenilir mihenk taşımda test etmem gerekiyordu. Bu işi halletmiştim ama başka birkaç şeyi bu zamanda bulamazdım. Onun için geçmişe gitmeliydim. Ya da geleceğe. Geleceğe gidersem fazla enerji harcamam gerekeceğinden, şimdilik geçmişe gitmek mantıklı olacaktı. Bir an …

Okumaya Devam Et

02.05.2022

Ölmeden birkaç dakika önce, onun için seçtiğim ismi babasına fısıldamıştım. Hayatımda ilk defa söylediğim bir şeyi kabul edeceğini beklemesem de öyle yapmıştı. Oğluma Mirza ismini vermişti. Aslında öldüğüm için onun oğluydu. Ve o vermemiş, sadece kimliğine yazılmasını sağlamıştı. Onu sıcak su ve bişastayla besleyen, altını değiştiren de o olmuştu. Evet, onun oğluydu. Ama ben isteyerek ölmemiştim ki! Fakir bir aile olsak da Mirza ismini çok severdim. Yani onun soylulukla ilgisi bile yokken soylu anlamına gelen bir ismi olması sadece boşbir umudun tezahürüydü. Yakışıklı da değildi. Kof bir tombulluğu vardı. Ama çalışkandı. Onu yaptığı her şeyde izlerdim. Su satar, ayakkabı boyar, …

Okumaya Devam Et

27.01.2021

“Rivayet olunur ki, bir gün yarım akıllı bir kadın gelip; herkesi bir araya toplayacak ve insanlar bolluk ve bereket içinde yaşayacak. İşte o zaman başka âlemler açılacak ve insanın savaşı orada sürecek.” *** Onun bu rivayetten haberi yoktu. Haberi olsa da umursamazdı. Neden umursasındı ki, o yarım akıllı bir kadındı sadece. Rivayetin işaret ettiği kişi olmasının nedeni ve sonucu buydu. Bir ırka mensup olan insanlar sadece kendi ırklarındakikilerin bir araya gelip başkalarına karşı birleşmeyi isterdi. Hatta birçok insan çağa uymadan eski, kullanılmayan sözcükleri kullanırdı. Millet yerine “budun” derdi meselâ ama anlamayanlar olabilirdi. Çoğu zaman kendilerini açıklamaya çalışırlardı. Birisine kızdıklarında, ona …

Okumaya Devam Et

14.01.2021

Sabah kıyamet habercisi bir sesle kalkar hep. Bu; ayarladığı saat eşliğinde, robotik bir sesin sorduğu, zor bir matematik problemidir. Zorlanmayı sever. Tatlı uykusundan kalkmanın tek yoludur bu. Uyandıktan sonra, çok daha zor sınavlar beklemektedir onu. Çok daha acımasızdır onu zorlayacak olan insanlar. Problemler çözülmeden o bet ses susmayacaktır. Sonra soğuk bir duş alır. Bu kez de bedeni zorlanmalıdır. Ve asıl işkence başlamıştır. Çözümsüz problemlerle gelmektedir önüne insanlar. Onun tarafından çözülemeyecek olan, aslında çözümü sahibinde bulunan problemlerle… Her birini dinlemekte, sahibinin çözmesini sağlayacak küçük soruları bir çobanın değneğini kullanması gibi kullanmaktadır. İnsanların kölesidir o. Düşünme emekçisidir. Efendilerse düşünmemektedir. Düşünmeye üşenmektedir her …

Okumaya Devam Et