04.12.2018

Tanıştığımızda birbirimizi anlamak için çaba sarf etmemiz gerekti. Öyle hemen sevgi böcekleri gibi sarmaş dolaş olup; birbirimiz için yaratıldığımızı anlayamamıştık. Çok konuştuk ve çok tartıştık. Birbirimize aşık olduğumuzu da öyle törenlerle ilan etmedik. Her şey normal seyrinde gerçekleşti. Olması gerektiği gibi değil, olduğu gibi… Birbirimizi yönlendirmemiz de gerekmedi. Bu yönde oyunlar oynadık, evet; ama ciddiyetle yapmadık bunu. Kim daha iyi bir yönlendirme ustası, kim karşısındakine fark ettirmeden daha ustaca istediği gibi yönlendirecek karşısındakini… bu tür şeylerde hep meydan okuduk birbirimize ama bunlar birer oyundu sadece. Zevk aldığımız, devamlı oynadığımız küçük oyunlar… Çok kavgalar ettik. Birbirimizden nefret ettik… Aşk ve nefreti …

Okumaya Devam Et

20.10.2018

Keşke birisini kendim için sevmeseydim sadece. Yani evet, insana en yakın kişi kendisi, hatta ‘kişi’ diyecek kadar dahi ayrı değil insan kendisinden ama işte… içimdeki romantik kadın keşke birisini kendim için sevmeseydim sadece, diyor. Onu her görüşümde, Ezgi Aktan’ın ‘bundan İbaret’ini dinliyorum. Tabii görür görmez değil… Zihnimde görüşünde ve fırsatım olabildiğinde yapıyorum bunu. Tabii ki resmen görüyorum; ama gördüğümden çok daha fazla zihnimde görüyorum. Eh, buna ‘aşk’ demiyorlar mı? O da böyle bir şey değil mi zaten? Ah! O bunları aklına bile getirmiyordur. Bilmiyor ki… Bilse de… Bilse ne güzel olur diye geçirsem de içimden, tam olarak istemiyorum bunu. Engeller …

Okumaya Devam Et

14.07.2018

Yeşil gözlerindeki ışığın sönmesinden korkmasam, onu öldürürdüm. Evet, benim kocamdı, onu her yönüyle sevmem, iyi günde de; kötü günde de yanında olmam, onu bırakmak dahi istememem gerekiyordu ama evlendiğimden beri sadece gözlerini sevebilmiştim. Geri kalanı işe yaramazdı. Aslına bakarsanız o adam gözleri dışında evlat olsa sevilmezdi. Allahtan ondan bir evladım da olmamıştı. Ne olacak, görücü usulü bir evlilikten benim de kısmetime böyle bir şey çıkmıştı işte. Bir kere kötü kokuyordu. İkincisi konuşmasını, oturup kalkmasını bilmez, olur olmadık yerde olur olmadık şeyler söylemek konusunda hayrete şayan bir başarı gösterirdi. Dağınıktı, pisti, sevgisizdi. Hiçbir şeyi sevdiğini görmemiştim. Arabası dışında… Ama… Ailesinde kimsede …

Okumaya Devam Et

24.05.2018

Çok güzel gülüyordu ve bu, gülüşünün her hecesi, yüreğimi hoplatıyordu. Sanki her defasında çok yüksek bir yerde bungee jumping yapıyordum. Tek farkla ki, bunu yaparken midem bulanmıyordu. Sadece sarsılıyordu. İyi bir şekilde… Ha bir de kalbime bir gülün dikeninin batması gibi bir acı saplanıyordu. Bungee jumping yapan birisi bu tür bir şey hissetmezdi. Onu seviyordum. Ona aşıktım! Üstelik çok iyi iki dosttuk. Anladığım kadarıyla o da beni seviyordu ve… bana aşıktı… Bunu birbirimize söylememiştik. ne gerek vardı ki? İkimiz de gerçeği biliyorduk. Yıllar geçmişti. İki çocuğumuz büyümüş, küçük kızımızın bir oğlu olmuştu. Yani torunumuz… Biz bir kere bile birbirimizi sevdiğimizi …

Okumaya Devam Et

22.03.2018

Galiba on üç yaşına bastığı günün ertesi günü fark etmişti. Bir sırrı vardı. Kimseye söyleyemeyeceği bir şey… Kendisine bile… O Midas’ın kulaklarının eşek kulakları olduğunu kuyuya söyleyen berber değildi. Sırrını içinde büyüttü ve büyüdü. Bir sürü insan girdi hayatına. Bir sürü insan zaten vardı ama hiç kimseye söyleyemedi. Kimseyi sırrını söyleyecek kadar yakın görmedi… Genç yaşında, çok severek evlenmişti. Eşiyle her şeyi paylaştı. Sırrı dışında… Çocukları oldu. Her saniyesinden haberdardı ailesi ama sırrını bilmiyorlardı. Yabancı bir sürü insanla konuştu. Onlara anlatsa hiç kimsenin haberi olmazdı ve rahatlardı belki ama kimseye sırrına dair hiçbir şey anlatmadı. Yaşlandı. Torunları oldu. Ölmek üzereyken …

Okumaya Devam Et

14.02.2018

Makası aldı. Paslı bir makastı… Aldı ve saçlarını kesmeye başladı. Yavaş yavaş, adeta tel tel kesiyordu. Her telde gereksiz, boş bir şakırtı yankılanıyordu. Her bir tele atılmış tokatlardı sanki bu şakırtılar. Şak… Bir şarkı öğrenmiş, öğretmeninden sınıfın ortasında söylemek için izin almış… Daha ilk ölçüler… Bir sözcük bile tamamlanmamış daha… Şak… Gerisini anımsamak istemiyor. Şak… Bir kafede, dört kişiler. İkisi kız ikisi erkek ama aralarında hiçbir şey yok, arkadaşlar sadece. Bir parti hakkında konuşuyor üçü. Onun haberinin olmadığı bir parti… Şak… Bir kedi… Onun kucağında gayet mutlu, mırlıyor. Tam o sırada bir kız, kediyi sevmeye çalışıyor. Yapmacık ve gayretkeş bir …

Okumaya Devam Et