Bir sürü insanın gelip geçtiği bir sokakta, yüksek bir binanın dibinde, olduğundan çok daha küçük görünerek dikiliyor. Omuzları düşük olsa da başı havada. Burun kanatları açık, bir koku arıyor. Bulamayacağını bilse de aramaktan vazgeçmemek kendisine çektirdiği en büyük işkence olsa gerek. Pes etmiş, Hep olduğu gibi… Kimsenin duyamayacağı, incecik bir uluma koyuveriyor havaya. Yanından geçen bir yabancı o tiz, umutsuz ulumayı duyuyor ve ona deli olduğunu düşünerek bakıyor. Oysa onun umursadığı yok. Bir yabancıyı neden umursasın ki? Yine de yoldaşsız geçen onca yıldan sonra, artık alıştığını umsa da bir yoldaş bulamamak fazlasıyla umurunda. Her şeye rağmen ve nasıl oluyorsa mutlu. …
Etiket: #insan
11.06.2025
Zeminin sürekli değiştiğini, ayağının altında devamlı hareketlenip yere düştüğünü mütemadiyen bizzat tecrübe etmese inanmazdı. Zemin o denli sağlamdı. İşte o görünüşte sağlam olan zeminde dört ayak üzerinde yürürken diğer yandan da etrafında iki ayak üzerinde yürüyen diğer insanların ayakkabılarının o normal seslerini işitiyordu. O sesler kendisini hiç normal hissettirmiyordu. Çünkü bu kaygan zemin sadece onun için öyleydi. Diğerleri için değil… Onun ayakkabıları vardı. Tüm yük onlardaydı ama zemin aniden değiştiği için elleri yara bere içindeydi. Kayaların düşmesiyle ezilen kemikleri ona daimi bir acı kaynağıydı. Keşke boks fırın eldiveni olmasa bile en azından fırın eldiveni takabilseydi ellerine. İşte! Ellerinin altındaki güvenilir …
16.05.2025
İyi bir insanım ben. İnsanların zayıf noktalarını, onlarla karşılaşır karşılaşmaz keşfedebilsem de lehime ya da onların aleyhine kullanmam. Eğer iyi biri olmasaydım o kadar insanın canı yanardı ki, bunu düşünmek bile istemiyorum. Eğer düşünürsem elimden bir kaza çıkar diye korkuyorum. İyi bir insanım ben. Balarılarını şerbetle, eşekarılarını yumurta sarısıyla beslerim. Ellerimden yerler. Bir kere bile sokulmadım. Dedim ya, iyi bir insanım ben. Kuşlar kafamdan saç toplar yuvalarını örmek için. Kediler paltomun altında ısınırlar. Kaç çete kavgasının arasına iki bıçağı ellerimle ayırarak girdiğimi saymadım bile. İyi ve güçlü bir insanım çünkü. Kuvvetli değilim ama. Üflesen yere devirirsin. Yine de güçlü olduğum …
14.05.2025
AHHH… Onu görünce kızmak geliyor içimden. Ona, etrafındaki insanlara! Oysa o kadar güçlü ki… Ondan mislilerce aptal insanlar, katbekat üstün olduklarını zannediyorlar. Ve herkes onun aptal olduğunu sanıyor biliyor musunuz! Belki o bile öyle düşünüyor. O bile… AAAHHH! Dünyadaki en büyük zulüm olmalı bir insanı aptal olduğuna inandırmak… Bir de bakarsınız öyle oluverir. Tam bir aptaldır artık. Her şeyi bilen, bunun sadece bir sanı olduğunu bilen birisini bile neredeyse ikna edebilmektedir. Neredeyse… O insan, ki bu durumda o ben oluyorum, bunun aksine kimseyi inandıramamaktadır. Derdi başkasını inandırmak değildir aslında. Bir tek kişi kendisine inansa yetmektedir. Oysa sadece içinden ah etmektedir. …
12.05.2025
Onunla bir anlaşma yapmıştım. Sonuçlarını çoktan tahmin etsem de içimdeki kaşındıran umut beni bu şekilde davranmaya itmişti. Kutsal kitaplardaki Tanrı şeytanla anlaşırken böyle mi düşünmüştü? O da benim gibi içten içe umutsuz muydu? Ve anlaşmayı yaptığım varlık, şeytan gibi kendisinden emin miydi? Eh, aksi için hiçbir sebep yokken onu suçlayamazdım. Dünyaya geldiğinde onu benden başka kimse görmemişti. Gerçi kolaycacık gözle görülebilir bir formda da sayılmazdı. Ben bile yemek üzere olduğum bitkinin üzerinde olduğundan onu tesadüfen fark edebilmiştim. İnsanlardan çok daha akıllı olduğum, zevklerimin onlardan katbekat gelişmiş olduğu bir gerçek olsa da türdeşlerimin beslenme alışkanlıklarına uymaktan başka bir şey yapmayı artık …
02.05.2025
Bir varmış bir yokmuş. Evvel Zaman içinde, kalbur saman içinde, hiçbir memlekete ait olmayan bir yerde bir tek kulübe varmış. Kulübenin etrafında uçsuz bucaksız bir orman, ormanın içinde kendi hâlinde bir gölcük varmış. İşte o kulübenin içinde, bir anayla bir kız yaşarmış. Kızın babası, ananın kocası yokmuş. Kız sorduğunda anası hep aynı şeyi anlatırmış: “Bir gün odun toplamaya gitti, eline baltayı aldı, beline urganı sardı, gidiş o gidiş. Akşam yoktu, sabah uyandığımda gördüm ki elindeki balta, belindeki urgan yerli yerindeydi ama o yoktu.” Kız babasını çok merak edermiş ama küçükmüş. Anasından başka insan görmeyerek büyümüş kızcağız. Anası her şeyi kendi …
28.04.2025
Daha küçücük bir çocukken, okula başladığım ilk gün annem beni kenara çekmiş ve hayatımın dersini vermişti. “Oğlum, belki bu söylediklerimi anlamak için yaşın küçük ama ben yine de söyleyeceğim. İnsanların sana söyledikleri söylemek istediklerinden farklı olacak. Bu fark bazen çok büyük olacak, bazen de çok küçük. Ama hep önemli olacak. Sen onları çok iyi dinlersen bu farkı anlayabileceksin. Onları çok iyi dinle, olur mu tosunum?” Çok zayıf bir çocuk olsam da annem bana hep “Tosunum” derdi. Hayatım boyunca zayıftım ama annem hayatı boyunca bana hep “Tosunum,” dedi. Önemli bir şeyi şefkatle söylemek istediğinde böyle derdi. O daima şefkatliydi. Evet, o …
25.03.2025
Kendisine bir örümcek ağı örüyordu… Evet, o bir örümcek değildi. Senin benim gibi bir insandı. Yine de bir ağ örüyordu. Bu ağa bir örümcek ağı da denemezdi. Çünkü daha önce de dediğim gibi o bir örümcek değildi. Ama insan ağı da denemezdi çünkü insanlar ağ öremezdi. Gelgelelim o bir ağ örmekteydi. Saçları normal değildi. Şeffaf bir ağ kafasından, adeta terliyor, sonra o, bu teri, uzatıp bu iş iççin özel olarak şekillendirdiği tırnaklarıyla örüyordu. Bu ağı salgılamayı başlatma işlemini yarı yarıya düşünceleriyle kontrol ettiğini söyleyebiliriz. Tıpkı boşaltım işlemi yapar gibi… Yani ağ terlemiyor da ağ boşaltıyordu aslında. Neyse ne, sonuç olarak …
22.02.2024
Aradan ne kadar zaman geçmişti hatırlayamıyorum. Zamanla aram hiçbir zaman iyi olmamıştır. İnsanlar tarafından icat edilmiş bir şeyi neden umursayayım ki? Mecbur olmak başka tabii. Bir doktor randevusunu umursamama lüksüne sahip değilim. Yakın zamanları önemseme mecburiyetimin farkında olsam da hatırlalar tamamen benim kontrolümde. Kapımı çaldığı zaman pek umurumda olmasa da kapıyı açtığımda yüzünün hâlini iyi hatırlıyorum. Giydiği kıyafetleri… Hem de ayakkabılarına kadar… Yüzünü ifadesiz kılmaya çalışmasına rağmen utanç dudaklarının kenarından ve gözlerinden damlıyordu. Temiz, gri bir pantolon giyiyordu. Ceplerinde altıgen bir çerçeve içinde bir ağaç işlenmişti. Kazağı da griydi. Üzerinde çam ağaçları vardı. Galiba beş tane. Hepsi de aynıydı, kalıp …
05.01.2024
Zor geçecek bir güne hazırlanmak belki de o günden çok daha sancılıdır. Evet evet, öyledir. Ertesi gün erkenden kalkılacak, güne hazır olunacaktır. Oysa bir gün önce, tüm korku ve kuruntular art arda dizilmiş ve hiçbir notası önceden kararlaştırılmamış, karmaşık bir müzik eşliğinde defileye çıkmışlardır. Yalnızca bir kişi için… Tanıdık bir insanı tanınmaz hâle sokan büyüleyici kıyafetler, gösteriyi seyredeni fazlasıyla etkiler. Gözlerini her birine ayrı ayrı dikip teker teker hepsini ciddiye alır. Oysa hepsi aynı kişidir. Ciddiye aldığı şeyler kişiler değil kıyafetlerdir. Seyrettiği onlarca kişi kendisi, ciddiye aldığı yüzlerce şey de kendi yarattığı kıyafetlerdir. Oysa ertesi gün yaşayacağı şeylerde kendisi çok …