Korkarım her an kendisinden çıkıp başka bir yere gidiverecek. Başka birisinin benliğine. Ya da bir hayvanın… Bitkinin de olabilir… Aslında bunu yapıyor bazen. Bir şey, onu kafasının üstünden çekiveriyor. Bir şey değil, bir tür eğilim. Evet, elinde değil bu, yaradılış meselesi. Boş bulunuverdiği an… Hop! Bir de bakmış kendisini bırakıvermiş. Daha doğrusu, kendisini bırakıp tıpkı hercai bir kelebek gibi başka bir şeyin ruhunun, tabiri caizse omzuna konuvermiş. Biraz kalsa onunla bir olacak. Ruh bile anlamayacak sonradan eklendiğini. Kötü bir alışkanlık bu, tekrarlamamalı. Ama elinde değil işte, ne yapabilir ki. O kendisinden gittiği zaman vücudu onu beklemiyor öyle. Nasıl yapabiliyorsa orada …
Etiket: kelebek
27.07.2023
Evet, gerçekten de akıllı, zeki ve duyarlıyım. Onun gibi değilim. Duygusallığın içine gömülerek gerçeklerden kaçmıyorum. Kendimi düşünüyor, kafamı çalıştırıyorum. Yaşamaya çalışıyorum yani. Hayatta kalmaya ve iyi yaşamaya…
Onun gibi değilim ben. Bana sorarsanız duygusallık ya da ne bileyim işte… romantiklik lüksten ibaret. Başka ne olabilir?
“Akıllı ve zeki bir kadın olmanın laneti yani ha?”
Sesi yumuşuyor. İşte budur!
“Eh,” diyorum. Fazla konuşmanın bir anlamı yok. Bu tipler doldurabilecekleri boşlukları sever. Ona benim ne muhteşem bir kadın olduğuma inanmasını sağlayacak bir şey vermeme gerek yok, susmam ve yüzüne düşünceli gözlerle bakmam yeter.
Ha, belki gizemli birkaç söz edebilirim. Mesela:
“Onlar kelebeğin ağa gerili hâlini severler. Kaskatı olsun isterler, zamana karşı donuk olsun. Oysa onu güzelleştiren değişimidir. Bir kelebeği tırtıl ya da ölüyken sevmezler çünkü sadece gözlerinin önündekini görebilirler.”
20.02.2018
Bir tırtıl, kozasını örmekten vazgeçti; çünkü nasılsa ölecekti. Bunu gören çocuk, tüm tırtılların böyle yapmaları halinde tanrının ne yapacağını merak etti ama tüm diğerleri kozalarını ördü, kelebek olup öldü.