22.11.2019

Onu ilk gördüğümde koşuyordu. Görür gibi olduğumda desem daha doğru olacak aslında. Ölüm kalım meselesi gibi görünen bir meselesi olmalıydı. Öyle bir koşuşu vardı ki, kasları kesinlikle ona bu koşuyu ağır ödetecekti. Koşarken yanımdan geçtiğinde o boğuk inlemesini de işitebildiğime göre son anlarını yaşıyordu bayılmadan önce. Yine de o koşmaya devam etmek zorunda hissediyordu kendisini.… Okumaya devam et 22.11.2019

24.03.2018

Ahşap görüntüsü verilmiş plastik masalarda oturuyorlardı. Birkaç adam, adamların sayısından birkaç kişi eksik birkaç da kadın. En fazla otuz kişilerdi. Sekiz masa gelişigüzel yayılmıştı. Masadan masaya edilen sohbetler, mekanın gürültüsüne gürültü katıyordu. Ortalık alkol kokuyordu. Ve balık… Ve et… Ortalık kahkaha ve nostaljik hüzün de kokuyordu. Şarkılara sinmişti kokuları. Orada sadece bir kişi farklılık kontenjanını… Okumaya devam et 24.03.2018

13.12.2017

Uzun zamandır bu kadar güzel bir çay içmemiştim. Yaptığım uzun yürüyüşlerden biriydi. Çok yorulmuştum. Yürümekten değil, düşünmekten… Bir banka yakın seyyar bir çaycı görünce yanına gitmiştim. Plastik ya da kağıt bardaklardan içmeyi sevmesem de canım çok istemişti bir bardak çay. Hem yorgunluk giderirdi, hem de kafa dağıtır, rahatlatırdı. Arabaya yaklaştığımda, kırk-kırk beş yaşlarında, iyi giyimli… Okumaya devam et 13.12.2017