17.03.2026

Bir sürü döküntü… Her yerde göz alabildiğine döküntü vardı. Zamanın sözde şahitleri, elden ele dolaşıyor, bu zavallı eşyalar için yarışılıyordu. Kalabalıktı. Çoğu bu döküntüleri allayıp pullayıp daha büyük paraya satmak için alıyor, bir kısmı istifçi karakterlerini besliyor, diğerleri de hülyalı gözlerle etrafta dolaşarak: “Ah…” kim bilir bu bilmem hangi tastan kimlerin ne için su içtiklerini düşünerek gündelik sorunlarından kaçıyordu. Ben hiçbiri gibi değildim. Antikadan pek hazzetmezdim. Ama bunları çok seven bir arkadaşım vardı. Şu hülyalı olanlardan… İşte ona bir hediye almak için gelmiştim bu kalabalığın ortasına. Eşyalarını satmak için herkes mikrofon kullanıyordu ve ortalık mikrofonların betleştirip tektipleştirdiği seslerle iyiden iyiye …

Okumaya Devam Et