17.06.2025

Yirmilerini sürüyordu. O motosikletle kim bilir neler yapmış, ruhunu hangi deliklere bulaştırmıştı… İlk leşinden geriye kalmıştı bu motor. Onun ilk büyük ganimeti… Ortalama bir adamın iyi sınıf motoruydu. Adam öldükten sonra motor da zombileşmeye başlamıştı. Delikanlının ilk işi egzoz borusunu değiştirmek olmuştu. Daha doğrusu modifiye etmek… Çetenin mahir egzozcusu Ekrem abisine motoru götürmüştü. Motoru yaparken o göstermişti delikanlıya: “Bak Kadir, bu senin ilk kanın. İstersen kaynar su dökeyim de şan olsun.” Motorun selesindeki büyük lekeye törenle bastılar kaynar suyu. Sonra birkaç dakikada borusu da değişiverdi. Artık o geçtiğinde sesi her yerde duyulur olmuştu. O akşam bir bakirenin kanı da selede …

Okumaya Devam Et

08.05.2025

Dümdüz, uçsuz bucaksız bir yerde dosdoğru gidemezsiniz çünkü önünüzde görecek bir hedef yoktur. Ama o gidiyordu. Gitmişti… Önünde görebildiği ya da işitebildiği bir hedef olmasa da. Hem de daha küçücük bir çocukken… Daha gidemeyeceğini bile bilmezken gidebilmişti. Yamru yumru bir ağaçtı. O devamlı gittiği, birçok şeyi bildiğini düşünen herhangi bir insanın hedef diyeceği şey, yaşlı, yamru yumru bir zeytin ağacıydı. Erkek olduğu için meyvesi olmayan, sadece etrafa göze zor görünür polenler saçan bir ağaç… Gözleri hiç görmese de o ağaca daima giderdi. Bir ileri bir geri yürür, manyetik bir çekimin yönlendirmesiyle o ağacı bulurdu. Kabuğuna dokunur, çizgilerini izlerdi parmaklarıyla. Ve …

Okumaya Devam Et

07.06.2020

Söylediğine göre fikirleri eskiden çok beğenilirmiş. Eskiden ne yaparsa yapsın güzel yaparmış. İlginç… Birkaç yıldır ise ne yapsa başarısız oluyormuş. Benden de buna bir çözüm istiyordu. Adımı birisinden duymuş. Söyledi de; hatırlamıyorum şimdi vallahi, ne söylesem yalan… Uyduruverdim bir şeyler. Karides kabuğu tozu, salyangoz sıvısı, kaktüs suyu, sarımsak yağı ve kaynamış su… bir iki dua okudum güya… Sonra… Şişeyi tam eline verirken; içimdeki tuhaf yaratık başını kaldırdı. Peşinden gelecek kelimeyi biliyordum da; sonrasını ben de bilmiyordum. Acaba ne uyduracaktı yine? “Yalnııız…” O kısa boynunu uzattı, şişeyi alan eli hafifçe titredi… Ona şişeyi vermeyeceğimden mi korkuyordu. Gereksiz bir korku… Yolunmak isteyen …

Okumaya Devam Et

30.04.2020

Ayak parmaklarımdan birisi kopmuştu. Bir kazaydı; ama sanki kendi isteğimle olmuş gibi parmağımı bana vermelerini söyleyip onu etlerinden ayırmış, iki boğumun kemiğinden iki zar oymuştum. Altılı, küçük zarlar… Bir karar veremediğimde o zarları atıp çeşitli koşullar belirleyerek; zarlar hangi koşula uyarsa ona göre veriyordum kararımı. Kendi vücudumdan çıkma bir şeye göre… Ama bir gün kaybettim onları. Muhtemelen birisi çaldı benden. Onlara verdiğim değeri bilen birisi… Zaten birisi biliyordu bunu. Bir tek kişi… Kayboldukları gün o da kaybolmuştu çünkü. İşte o günden sonra, hayatımı parmak kemiklerinden yaptığım zarları aramaya vakfettim. Onlar sadece parmak kemiklerim değildi. Onlar irademi oluşturuyordu. Onlara yüklemiştim karar …

Okumaya Devam Et