15.04.2018

Bir devenin tuhaf yürüyüşünü andıran bir yürüyüş tarzı vardı. Nazik ve zarif… Onu ofiste her görüşümde şaşırırdım. Burada ne işi vardı, bir türlü anlayıp alışamamıştım. Onun yeri bir çöldü benim nazarımda. Sırtında hiçbir şey olmaksızın yürüyen, yabani bir deve olmalıydı o, bir sürü işi yetiştirmek zorunda olan bir getir götürcü değil… Getir götür yapmasının yanı… Okumaya devam et 15.04.2018

07.06.2020

Söylediğine göre fikirleri eskiden çok beğenilirmiş. Eskiden ne yaparsa yapsın güzel yaparmış. İlginç… Birkaç yıldır ise ne yapsa başarısız oluyormuş. Benden de buna bir çözüm istiyordu. Adımı birisinden duymuş. Söyledi de; hatırlamıyorum şimdi vallahi, ne söylesem yalan… Uyduruverdim bir şeyler. Karides kabuğu tozu, salyangoz sıvısı, kaktüs suyu, sarımsak yağı ve kaynamış su… bir iki dua… Okumaya devam et 07.06.2020

13.06.2020

Canı sıkılıyordu. Yapacağı hiçbir şey kalmamıştı sanki oğlu evden gittikten sonra. Nasıl da tüm hayatı o oluvermişti? Buna nasıl izin verebilmişti. Elbette çocuğu için her şeyi yapacaktı; ama hayatını boşaltması ikisinin de işine yaramazdı ki… Önce çocukluğundan beri salonun tam ortasında durup duran, legolardan yapılma kale maketini bozmakla başladı işe. Oğlu on sekiz yaşında olmasına… Okumaya devam et 13.06.2020

04.12.2020

Yaşlı adamın ayakları birbirine dolanışını, tuhaf bir hınçla izliyordu. Bir bastona gerek duymayacak kadar kibirliyse o ne yapabilirdi ki? Yüksek bir kaldırıma çıkarken ona yardım etmişti; ama içindeki hınç yok olmamıştı. İyi ki hınç görülebilen bir şey değildi. Öyle olmasa iyi bir insan gibi yapabilir miydi?

07.04.2020

Elinde bir megafon, devamlı bağırıyor. Keşke megafon taşımasa… Ne dediğini de anlayamıyorum ki. Bir şey satıyora da benzemiyor. Ne diye bağırıyor bu adam? Yaklaşıyorum… … ‘Ne iş olursa… Ne iş olursa… Vallahi billahi yaparım! Her işi yaparım abi! Allah rızası için! İş istiyorum abi! Abla! Abla o çantalar çok ağır değil mi?? Bunu söylerken megafonu… Okumaya devam et 07.04.2020