Elinde incecik bir dal. Sanki görünmez, uzak ama yakın bir ağacın bir dalının ucundaki en taze sürgün. Oysa ağaç yok, ağaç görünmüyor. Dal, mis gibi yeşil kokuyor. En ucunda, minicik iki yaprak filiz vermiş. Bu dal bu canı nereden buluyor? En ufak bir fikri olmasa da parmakları arasında ancak kendisini gösterebilecek kadar küçük olan bu dala güveniyor. Onunla uçuyor. Onu iki elinin baş ve işaret parmaklarına almış, sol eli üstte, sağ elinden en fazla iki santim üsttedir herhâlde. Dal o kadar küçük ki… Hava incecik ama yoğun. Dala destek verip ağırlığını taşıyacak kadar. Güneş üzerine sarı ve kenarları yapay kürklü, …
Etiket: yengeç
23.11.2018
Kendini duvarın dibinde unutulmuş, yan yan yürüyen, kurmalı bir yengeç gibi hissediyordu. Birkaç saniye sonra zemberek boşalacak, kurmalı yengeç duracak sanırdınız… Yengecin yavaşlamasından anlardınız bunu belki. Ya da zemberek boşalırken duyulan o cızırtının git gide azalan küçük çıtırtılara dönüşmesinden… Oysa zemberek bir türlü boşalmazdı. Yavaş yavaş denize gömülen Hollanda’dan daha ağır hareket etse de; bir türlü boşalmak bilmezdi işte. Ve yengeç, bir an dahi duvarın dibinden ayrılmadan; ağır ağır ve yan yan, yürürdü. Durmadan… Duramadan…