Yaşamaktan, hissetmekten korkan insanların aşırı yapmacıklığıyla selam vermişti bana.
Burnumu kıvırdım. Kocası da aynıydı. Ama tam tersi davranıyordu. Ağır abiler gibi, vakarla davrandığını zannederek. Gerçi o kabadayılar gibi değildi. Ya da kendilerini kuvvetli zanneden, gerçekten kuvvetli oldukları için bu zanları daha kökleşmiş olan insanlar gibi…
O hep bilen, haklı olan, içinde müthiş bir potansiyel bulunan insanlar gibi yapan tiplerdendi. Bilmediği bir şey varsa susar, bilen birisi konuştuğunda o da biliyormuş gibi yapardı mesela.
Yani bu çiftle pek bir işimin olmayacağı anlaşılmıştı.
Hoş, benim kimseyle işim olmazdı.
Ben de böyle bir tiptim işte. Fazla düşünüp incelemekten git gide mutsuzlaşmış olsa da nasıl olduğunu bir türlü anlamadığım bir şekilde içimden tuhaf bir güç devşirirdim.
Kendi kendimi şarj eden bir batarya mıydım? Yoksa bir gün fena hâlde akıp toprağı kirletecek, diğerlerinden biraz daha dayanıklı olup kendisini bitmez tükenmez sananlardan mı?