16.05.2025

İyi bir insanım ben. İnsanların zayıf noktalarını, onlarla karşılaşır karşılaşmaz keşfedebilsem de lehime ya da onların aleyhine kullanmam. Eğer iyi biri olmasaydım o kadar insanın canı yanardı ki, bunu düşünmek bile istemiyorum. Eğer düşünürsem elimden bir kaza çıkar diye korkuyorum. İyi bir insanım ben. Balarılarını şerbetle, eşekarılarını yumurta sarısıyla beslerim. Ellerimden yerler. Bir kere bile sokulmadım. Dedim ya, iyi bir insanım ben. Kuşlar kafamdan saç toplar yuvalarını örmek için. Kediler paltomun altında ısınırlar. Kaç çete kavgasının arasına iki bıçağı ellerimle ayırarak girdiğimi saymadım bile. İyi ve güçlü bir insanım çünkü. Kuvvetli değilim ama. Üflesen yere devirirsin. Yine de güçlü olduğum …

Okumaya Devam Et

15.05.2025

Hayali dostlarımdan başka kimseyle konuşmadığım yıllar geçirdikten sonra ona rastlasam da pek sevememiştim kendisini. Onca yoksunluktan sonra bir nefes, bir ses iyi gelir sanırdım oysa. Sanal arkadaşlarım bile yoktu benim. Sadece kitap okurdum. Ha, tabii biraz da yazardım. Alışverişimi bile konuşmadan yapmayı tercih ederdim. İnsanlar da benimle konuşmak için çaba harcamamışlardı pek. Taksi şoförleri bile… “Benimle konuşma,” diye bağırıyor muydum acaba sessizliğimle? Vallahi bilmiyordum, kimse benimle konuşmuyordu işte. Onun dışında… Onu da sevmemiştim, ne yapayım. Neden sevmemiştim? Bir kere o konuşmayı sevdiği için benimle konuşmaya başlamıştı. Ben sussam da o önemsemeden devam etmişti. Bir de çok ama çok boş konuşuyordu …

Okumaya Devam Et

14.05.2025

AHHH… Onu görünce kızmak geliyor içimden. Ona, etrafındaki insanlara! Oysa o kadar güçlü ki… Ondan mislilerce aptal insanlar, katbekat üstün olduklarını zannediyorlar. Ve herkes onun aptal olduğunu sanıyor biliyor musunuz! Belki o bile öyle düşünüyor. O bile… AAAHHH! Dünyadaki en büyük zulüm olmalı bir insanı aptal olduğuna inandırmak… Bir de bakarsınız öyle oluverir. Tam bir aptaldır artık. Her şeyi bilen, bunun sadece bir sanı olduğunu bilen birisini bile neredeyse ikna edebilmektedir. Neredeyse… O insan, ki bu durumda o ben oluyorum, bunun aksine kimseyi inandıramamaktadır. Derdi başkasını inandırmak değildir aslında. Bir tek kişi kendisine inansa yetmektedir. Oysa sadece içinden ah etmektedir. …

Okumaya Devam Et

12.05.2025

Onunla bir anlaşma yapmıştım. Sonuçlarını çoktan tahmin etsem de içimdeki kaşındıran umut beni bu şekilde davranmaya itmişti. Kutsal kitaplardaki Tanrı şeytanla anlaşırken böyle mi düşünmüştü? O da benim gibi içten içe umutsuz muydu? Ve anlaşmayı yaptığım varlık, şeytan gibi kendisinden emin miydi? Eh, aksi için hiçbir sebep yokken onu suçlayamazdım. Dünyaya geldiğinde onu benden başka kimse görmemişti. Gerçi kolaycacık gözle görülebilir bir formda da sayılmazdı. Ben bile yemek üzere olduğum bitkinin üzerinde olduğundan onu tesadüfen fark edebilmiştim. İnsanlardan çok daha akıllı olduğum, zevklerimin onlardan katbekat gelişmiş olduğu bir gerçek olsa da türdeşlerimin beslenme alışkanlıklarına uymaktan başka bir şey yapmayı artık …

Okumaya Devam Et

09.05.2025

Açım. Param var ama paramı verip yemek almaya kalksam bana yemek satmazlar, biliyorum. Yemek almak için birkaç kilometre yürümem gerekecek ama hiç hâlim yok. Dinlenmek için şuracığa otursam olmaz. Çok tehlikeli. Hareket etmek en iyisi. Hareketli olursam bir de sessiz ve kimselere görünmemeye çalışarak yürürsem atlatırım belki. Ama hiç gücüm yok ki. Buraya gelmesem her şey çok daha kolay olurdu. Ama işim burada. Tabii ki dehlizlerde, kimsenin beni göremeyeceği bir yerde. Yani varlığımın beklendiği bir yerde çalışıyorum ama işime gidip gelmek o kadar zor ki… Keşke tünel kazsalar. Seçim vaatlerinde o da var. Belki bu kadar korkmadan işten eve gidebileceğim …

Okumaya Devam Et

08.05.2025

Dümdüz, uçsuz bucaksız bir yerde dosdoğru gidemezsiniz çünkü önünüzde görecek bir hedef yoktur. Ama o gidiyordu. Gitmişti… Önünde görebildiği ya da işitebildiği bir hedef olmasa da. Hem de daha küçücük bir çocukken… Daha gidemeyeceğini bile bilmezken gidebilmişti. Yamru yumru bir ağaçtı. O devamlı gittiği, birçok şeyi bildiğini düşünen herhangi bir insanın hedef diyeceği şey, yaşlı, yamru yumru bir zeytin ağacıydı. Erkek olduğu için meyvesi olmayan, sadece etrafa göze zor görünür polenler saçan bir ağaç… Gözleri hiç görmese de o ağaca daima giderdi. Bir ileri bir geri yürür, manyetik bir çekimin yönlendirmesiyle o ağacı bulurdu. Kabuğuna dokunur, çizgilerini izlerdi parmaklarıyla. Ve …

Okumaya Devam Et

07.05.2025

Çocukluğumdan beri haritaya ne zaman baksam hemen gözüm bir ada arar. Etrafında deniz olan bir yerin bir sürü avantajını her defasında kendi kendime tekrarlar ve gözüme çarpan adaları değerlendiririm. Belki oraya gidip… Bakın… bir dilenci! Aç olduğunu, parasının olmadığını söylüyor. Yok, aslında öyle bir şey söylemiyor. Bu sadece sadaka istiyor. Gerisini bizim çarpık erdemimize bırakıyor. Onu biraz daha çarpıtmak için mi? Sözde ona vereceğimiz para ya da yemek telafi edecek onun aç olmasının yanlışlığını yani! Acaba bir adada dilenci olur mu? Aradığım adada… Şu köpeğe bakın! Kadın onu seviyor ama bir şey vermedi. O yine de takip ediyor. Sürüsü nerede …

Okumaya Devam Et

06.05.2025

Kendisinin ne kadar muhteşem olduğunu duymak isterdi. Bunu her hâlinden anlayabilirdiniz. Öyle iyi bir gözlemci olmanıza gerek yoktu yani. Bu da onu itici bir insan yapıyordu. Oysa iyi bir insandı. Gerçekten öyleydi. Sadece… Sinir bozucuydu işte. Yanındaki masada, onunla aynı işi yapan, sözde iş arkadaşının kendisini sevmediğini biliyor, her sabah onu sevmeyen birisiyle çalışma fikrinden nefret ediyordu. Kalkar kalkmaz içindeki umutsuzluk da uyanıyordu. Sonra, birlikte mutfağa gidiyorlar, göz göze gelmeden kahvaltı hazırlayıp dünden hazırladığı yemeği öğle için paketliyorlardı. Yani o bunları yaparken umutsuzluğu da arkasında, tam dibinde duruyor, geriye doğru attığı her adımda ona çarpmamak için gövdesini kısmasına sebep oluyordu. …

Okumaya Devam Et

05.05.2025

“Bir şeylerden bıkmış bu kadın. Yaşamaktan falan değil, başka bir şeylerden besbelli.” Annem onu ilk gördüğünün akşamı böyle demişti. Sonra susmuştu. Birkaç zaman sonra: “Oğlum… Bu kadınla bir yuva kuramazsın sen. Yanlış anlama, kötü bir insan değil ama sen onunla yapamazsın işte, anlarım ben.” “Neden anne? Nesi var kızcağızın?” “Tamam da o bir kızcağız değil ki yavrum. Yaşı küçük ama o gözleri… Senin gibi mutlu bir insanı ağırlaştırır böyleleri. Elinde değildir yani, kötülüğünden değil.” “Ama ben seviyorum be ana.” “Sev oğlum, sev de ömür geçirmek başka işte. Bir gün ansızın çekip giderse ne yapacaksın?” “Niye çekip gitsin ki?” “Gider oğlum …

Okumaya Devam Et

02.05.2025

Bir varmış bir yokmuş. Evvel Zaman içinde, kalbur saman içinde, hiçbir memlekete ait olmayan bir yerde bir tek kulübe varmış. Kulübenin etrafında uçsuz bucaksız bir orman, ormanın içinde kendi hâlinde bir gölcük varmış. İşte o kulübenin içinde, bir anayla bir kız yaşarmış. Kızın babası, ananın kocası yokmuş. Kız sorduğunda anası hep aynı şeyi anlatırmış: “Bir gün odun toplamaya gitti, eline baltayı aldı, beline urganı sardı, gidiş o gidiş. Akşam yoktu, sabah uyandığımda gördüm ki elindeki balta, belindeki urgan yerli yerindeydi ama o yoktu.” Kız babasını çok merak edermiş ama küçükmüş. Anasından başka insan görmeyerek büyümüş kızcağız. Anası her şeyi kendi …

Okumaya Devam Et