Onu bulduğumda bana yaptığı son şakayla veda etmesine fena hâlde kızmıştım. Haydi canım! Bir not, şampanya kadehi, hem de özenle o saçma sapan bir dekor olan çöpe yerleştirilmişti. Bir şeyi yarıda bıraktığında neden onunla özel olarak ilgilenip onu çöpe yerleştirirdi ki bir insan? Tabii ki dekoru benim için hazırlamıştı. Bir şaka dediğime bakmayın, aslında muhtemelen bana yaptığı son işkenceydi. Eh, en azından artık yoktu. Onu bir zamanlar sevmiş olduğuma bile inanamıyordum. Ruj ha! Kadehine ruj izi yapmıştı yahu! Makyajın gramını yüzüne sürmezdi oysa. Bana olan hıncını göstermek istemişti aklı sıra. “Ben senin için süslenmiyorum ama başkası bu ruja değerdi,” mi …
Kategori: Beklenmedik
04.03.2026
Ne zamandır böylece duruyorum? Üzerimde bir hamamböceği üç kere çoluk çocuğa karıştı. Evet, böcek sardı her yanımı. O böceklerin büyüyüşlerine tanık oldum. Her birinin diğerleriyle sohbetlerine… Her gün bir sürü kedi geldi ziyaretime. Bir tanesi tanıdıktı. Gerçi artık hepsiyle iyi tanış olduk. Eski dostum da benim gibi bekliyor onu. O da bana sürünerek belirtiyor. Kokusunu hatrrlatıyor bana. Sanki ona bir mekup ya da bir kartpostal gibi gönderecekmişim gibi kokusunu. O gönderemeyeceğimi bilmiyor, ben de gönderemeyeceğimi anlaamıyorum. Henüz o kadar iyi değil Kedicem. Böceklerle daha iyi aram. Ama o gelince böcekler gidecek. Öldürecek onları, çok iyi biliyorum. Yine de onu bekliyorum. …
01.03.2026
Yolunu kaybeden geyik katı nesnelerin içinden geçtiğini bilmeden yola çıktı. Küçük bir evde yaşayan ve o sırada epey pahalı v lezzetli bir kutu bisküviyi bitmesinden korkarak yemekte olan bir kadının önünde belirdi. Kutunun içindekilerin kokularını epey beğendiğinden, bir lokmada gövdesine indiren geyiği, yanındaki kocaman kolonya bidonunu sıkarak kovmaya çalışan kadın etkisiz kaldı. Geyik, kolonyanın kokusunu epey beğenmişti. Onu da mideye indirmek istedi. Ancak burnu ve ağzı şişeye gömüldü. Çünkü şişe yiyeceği bir şey değildi. Kadın kalıtsal bir çareyle ayağından terliğini çıkarıp geyiğe atsa da geyiğin içinden geçen terlik, epey pahalı bir kurt heykelinin düşürerek kırılması üzerine insana melodik gelen bir …
09.12.2025
Tek başıma bir kafede oturuyorum. Uzun boylu, ince ve yaptığı işe alışmış garson yanıma gelip ne istediğimi soruyor. İstemese de bana tepeden bakacak kadar uzun. Kafamı kaldırıp yüzüne bakıyorum. Gözleri ilgisiz. Onun için sadece bir müşteriyim. Farklı hiçbir tarafım yok. Ona hiçbir şeyin fark etmediğini söyleyemeyeceğime göre, menüden rastgele bir şey seçmeliyim. Konuşmama bile gerek yok, işaret etmem kâfi. Okumam için fazlasıyla yetecek kadar büyük harflere görmeden bakıyorum. Ve rastgele bir satıra, sanki o tabağa dokunur gibi dokunuyorum. Belki de bardağa. İşaret ettiğim şeyin menünün hangi bölümünde olduğuna bile bakmadım ki. Oysa on yedi gün önce olsa bu kafede garsona …
22.09.2025
Çok yüksek bir tepedeki bir mağara girişinden giriyor ve sonra çıktığı kadar inmek zorunda kalıyordu. Çünkü mağaranın başka bir girişi yoktu ve olamazdı. O dağ denebilecek kadar yüksek tepeye tek başına tam bir günde çıkıyordu. Sonra oracıkta, mağaranın girişinde, o soğuk ve rutubetin içinde uyumak zorunda kalıyordu. Her defasında sabah tüm vücudu kaskatı oluyordu. Sonra aşağı inmeye başlıyordu. Bu da tam iki gününü alıyordu. Ve önce soyunuyor, sonra da o gölet… Çantasında getirdiği balık yağından ve pek çok bitkiden devşirerek yaptığı, onu ısıtıp ıslanmamasını sağlayan yağı vücuduna bir güzel sürüyordu. ardından boyunu ancak geçen suya dalıveriyordu. Ve dibe dalıyor, o …
12.09.2025
Elinde incecik bir dal. Sanki görünmez, uzak ama yakın bir ağacın bir dalının ucundaki en taze sürgün. Oysa ağaç yok, ağaç görünmüyor. Dal, mis gibi yeşil kokuyor. En ucunda, minicik iki yaprak filiz vermiş. Bu dal bu canı nereden buluyor? En ufak bir fikri olmasa da parmakları arasında ancak kendisini gösterebilecek kadar küçük olan bu dala güveniyor. Onunla uçuyor. Onu iki elinin baş ve işaret parmaklarına almış, sol eli üstte, sağ elinden en fazla iki santim üsttedir herhâlde. Dal o kadar küçük ki… Hava incecik ama yoğun. Dala destek verip ağırlığını taşıyacak kadar. Güneş üzerine sarı ve kenarları yapay kürklü, …
21.08.2025
Bizim oralara bizden olmayan kimse giremez. Yok, ayrımcılık yapmak için falan söylemiyorum. Harfi harfine geçerli olduğundan; yaşadığımız yerin gerçekten de haritalarda bile yer almadığından söylüyorum. Size durumu anlatmadan önce evimizi inşa etmemiz gerek. Evleniyoruz da… Ama dur, onu biraz anlatabilirim. Çünkü bizim inşa etme tarzımız da farklı sizlerinkinden. Önce saçlarımızı keseceğiz. Ne ilgisi var, değil mi. Dinleyin de anlatayım: Saçlarımızı keseceğiz. Sadece ikimiz değil. İsteyen herkes bize saçını gönderebilir. İstediği kadar. Yani sizin takı töreniniz gibi bir şey bu. “O kadar pahalı bir şey değil ama…” dediğinizi işittir gibiyim. “Paha nedir,” diyerek uzun bir söylev verebilirdim size ama yapmayacağım. Saçlarımızı …
09.08.2025
Aynanın karşısında. Elinde o meşhur çubuk var, tam iki çizgi görünüyor. İki mavi çizgi… Bu üçüncüsü, iki gün aralıklarla yaptığı üçüncü hamilelik testi. Yani belli, hamile. Acaba babası bu işe ne diyecek? Sevinecek mi yoksa… ondan biraz daha mı uzaklaşacak? Son zamanlarda aralarındaki mesafe kimsenin fark edemediği bir lodosun şişirdiği görünmez, sert ve dikenli bir balon gibi şişerek aralarına girmiş, onları olabildiğince iterek ayırıyor, hissedebiliyor. Balonu görebilse ya da ona dokunabilse patlatıverecek ama… Acaba babası balonun farkında mı? Belki bu çubuk balonu patlatabilir. Ama bu yetecek mi? O balonu oraya getirenin ne olduğunu bilmek gerekmez mi? Evet ama şimdi değil. …
01.08.2025Ayaklarının dibinde küçücük bir toprak kabartısı vardı. Bir cenaze… Tek başınaydı. Yanında diğer insanları istese bile kimse bulunmayacağını biliyordu. Diğer insanlar kimlerdi, onu bile bilmiyordu. Bet bir sesle okunan ezanın sesi duyuldu. Öfke birden içinden fırlayıverdi. Duyulan ezan sesin aniliği korkutmasa, öfkesini yerinde tutabilir, en azından birkaç dakika daha sakince oturtabilirdi. Oysa öfkesi, göğsünün ta ortasındaki yerinden fırlamıştı bile. Ağzını açtı, açmasa daha kötüsü olacaktı. Bir uluma koyuverdi. Uzaklardan bir sokak köpeği ulumasına karşılık verdi. Ezan susmuştu. Yani köpek ezana uluyor olamazdı. Bir daha uludu. Köpek… O… Köpek… Köpek git gide yaklaşıyordu. O uluyor, köpek uluyordu. En son yanına kadar gelen köpeğin önüne çömeldi. O küçücük kabartıyı eşelemeye başladı. Küçücük bir kabartı olsa da bir türlü bitmek bilmiyordu. Köpek de ona yardım etmeye başladı. Bir o eşeliyordu, bir köpek. Beyaz bir mendile sarılı bir şey çıktı toprağın altından. Köpek onu bekledi. O parmak uçlarıyla mendili alıp açtı. Çiğ kırmızı bir kalp çıkmıştı topraktan. Damarları bir yerinden özensizce kesilmişti. Ona iyi davranılmadığı belliydi. Kalbi köpeğe zarifçe ikram etti. Köpek keçeleşmiş kıllarına tezat bir zarafetle yemeye başladı. Son lokmayı, aynı zarafetle ona ikram eden köpeğin ağzından alıp kendisi yedi. Toprağı ayağıyla düzleştirdi. Köpek de ona karınca kararınca yardım etti. Sonra, ikisi de kendi yollarına gitti.
Ayaklarının dibinde küçücük bir toprak kabartısı vardı. Bir cenaze… Tek başınaydı. Yanında diğer insanları istese bile kimse bulunmayacağını biliyordu. Diğer insanlar kimlerdi, onu bile bilmiyordu. Bet bir sesle okunan ezanın sesi duyuldu. Öfke birden içinden fırlayıverdi. Duyulan ezan sesin aniliği korkutmasa, öfkesini yerinde tutabilir, en azından birkaç dakika daha sakince oturtabilirdi. Oysa öfkesi, göğsünün ta ortasındaki yerinden fırlamıştı bile. Ağzını açtı, açmasa daha kötüsü olacaktı. Bir uluma koyuverdi. Uzaklardan bir sokak köpeği ulumasına karşılık verdi. Ezan susmuştu. Yani köpek ezana uluyor olamazdı. Bir daha uludu. Köpek… O… Köpek… Köpek git gide yaklaşıyordu. O uluyor, köpek uluyordu. En son yanına kadar …
31.*07.2025
Yaşamaktan, hissetmekten korkan insanların aşırı yapmacıklığıyla selam vermişti bana. Burnumu kıvırdım. Kocası da aynıydı. Ama tam tersi davranıyordu. Ağır abiler gibi, vakarla davrandığını zannederek. Gerçi o kabadayılar gibi değildi. Ya da kendilerini kuvvetli zanneden, gerçekten kuvvetli oldukları için bu zanları daha kökleşmiş olan insanlar gibi… O hep bilen, haklı olan, içinde müthiş bir potansiyel bulunan insanlar gibi yapan tiplerdendi. Bilmediği bir şey varsa susar, bilen birisi konuştuğunda o da biliyormuş gibi yapardı mesela. Yani bu çiftle pek bir işimin olmayacağı anlaşılmıştı. Hoş, benim kimseyle işim olmazdı. Ben de böyle bir tiptim işte. Fazla düşünüp incelemekten git gide mutsuzlaşmış olsa da …