26.08.2025

İş çıkışı. Önce eve gidip üzerini değiştirecek. Belki de değiştirmez. Ama arkadaşına vereceği hediyeyi unuttuğu için gitmek zorunda. Birkaç saat sonra işine yakın bir yerde bir kafede görüşecekler. Keşke unutmasaydı. Bir yerlerde aylak aylak gezerdi ne güzel. Ama şimdi iki kere işten eve evden işe gitmiş olacak. O sıkıcı şeyleri günde iki kere yapmak mı… Bir hediyelik eşya dükkanına gitse? Olmaz. Evinde fazlalık iki şey var. Başkaları kendisine hediye olarak vermiş. Ama hiç düşünülmeden verildiği için başkasına verilmek üzere bir kenara koyuldular.. Arkadaşı da o hediyelerden birisini verenlerden. Hangisini vermişti? Hatırlamıyor. Belki de iyi olur onun verdiği şeyin yine kendisine …

Okumaya Devam Et

25.08.2025

Yıllar sonra onunla aynı yerde karşılaşacağımı söyleseler inanmazdım. Çok büyük işlerin adamı olduğunu düşünürdüm. Her zaman en iyisini yapar, ekmekten en büyük lokmayı alır, her çiçekten aldığı balı o lokmaya bir güzel katık yapıp afiyetle yerdi. Kendisi dahil herkes böyle bilirdi. Benim hakkımda pek konuşan olmazdı. Sıradan bir insandım işte. En işsiz güçsüz, dedikoduya aç olan insan bile hakkımda konuşmak için pek zaman harcamazdı. Oradan ayrılmış, sıradan bir işte çalışıp tek başıma yaşayan, sıradan bir yalnız olarak hayatımı yaşamaktaydım. Sıradan bir ziyaret için evimdeydim. Aslında pek sıradan değildi çünkü ayrıldıktan sonra ilk defa gitmiştim. Sebebi ziyaretimi bilen ben değil bilinç …

Okumaya Devam Et

22.08.2025

Bana bulutlar gönderirdi. Onun içindi daima göğe bakışım. Gönderdiği bulutlar aldığım mektuplar gibiydi. Bulutlar hem postacı hem mektup. Bana, her yıl ilk açan nergisi gönderirdi. O bakir kokuyu ilk soluyan ben olayım isterdi. Onun için daha kışın sonu gelmeden penceremi kollayışım. İşte böyle… O bana hep bir şeyler gönderir, kendisini hiç göstermezdi. Bir gün, tek başıma bir nehir kıyısında otururken… Ve artık göğe bakmazken bulutlu havada. Penceremde kurumuş, toz olmuş onlarca nergis ölüsü dururken… O geldi. Onu görmeden tanımıştım. Ama iş işten geçmişti. Yalnızlığa çoktan alışmıştım.

Okumaya Devam Et

21.08.2025

Bizim oralara bizden olmayan kimse giremez. Yok, ayrımcılık yapmak için falan söylemiyorum. Harfi harfine geçerli olduğundan; yaşadığımız yerin gerçekten de haritalarda bile yer almadığından söylüyorum. Size durumu anlatmadan önce evimizi inşa etmemiz gerek. Evleniyoruz da… Ama dur, onu biraz anlatabilirim. Çünkü bizim inşa etme tarzımız da farklı sizlerinkinden. Önce saçlarımızı keseceğiz. Ne ilgisi var, değil mi. Dinleyin de anlatayım: Saçlarımızı keseceğiz. Sadece ikimiz değil. İsteyen herkes bize saçını gönderebilir. İstediği kadar. Yani sizin takı töreniniz gibi bir şey bu. “O kadar pahalı bir şey değil ama…” dediğinizi işittir gibiyim. “Paha nedir,” diyerek uzun bir söylev verebilirdim size ama yapmayacağım. Saçlarımızı …

Okumaya Devam Et

12.08.2025

Değirmenin kolunu çevirirken düşünüyor. Kendisi için bir şey yapabilmek ne güzel. Her nedense sabah sabah düşündüğü ilk şey oluyor bu. Eskiden ilk düşündüğü kocası olurdu. Kalkar kalkmaz ilk işi saate bakmaktı. Oysa kendisi gece çalıştığından onun için önemli değildi sabah saatleri. Çocukları olmamıştı, iyi ki olmamıştı. Kendisine ayırabileceği bir zamanı yoktu ki. Kahve değirmeninin kolunu çevirirken düşünüyordu da… evliyken kendisi için hiç kahve öğütmemiş, hiç yaptığı kahveyi uzun uzun koklayamamıştı. Evliyken şu suda eriyen, makine yağı kokan kahvelerden içerdi. Zamanı olmazdı ki… Kocasıyla, eski kocasıyla, ikisinin de gezmek için geldikleri bir yerde tanışmışlardı. Sonra evlenip yer değiştirmişti. Kocasının yanına. Ama …

Okumaya Devam Et

09.08.2025

Aynanın karşısında. Elinde o meşhur çubuk var, tam iki çizgi görünüyor. İki mavi çizgi… Bu üçüncüsü, iki gün aralıklarla yaptığı üçüncü hamilelik testi. Yani belli, hamile. Acaba babası bu işe ne diyecek? Sevinecek mi yoksa… ondan biraz daha mı uzaklaşacak? Son zamanlarda aralarındaki mesafe kimsenin fark edemediği bir lodosun şişirdiği görünmez, sert ve dikenli bir balon gibi şişerek aralarına girmiş, onları olabildiğince iterek ayırıyor, hissedebiliyor. Balonu görebilse ya da ona dokunabilse patlatıverecek ama… Acaba babası balonun farkında mı? Belki bu çubuk balonu patlatabilir. Ama bu yetecek mi? O balonu oraya getirenin ne olduğunu bilmek gerekmez mi? Evet ama şimdi değil. …

Okumaya Devam Et

01.08.2025Ayaklarının dibinde küçücük bir toprak kabartısı vardı. Bir cenaze… Tek başınaydı. Yanında diğer insanları istese bile kimse bulunmayacağını biliyordu. Diğer insanlar kimlerdi, onu bile bilmiyordu. Bet bir sesle okunan ezanın sesi duyuldu. Öfke birden içinden fırlayıverdi. Duyulan ezan sesin aniliği korkutmasa, öfkesini yerinde tutabilir, en azından birkaç dakika daha sakince oturtabilirdi. Oysa öfkesi, göğsünün ta ortasındaki yerinden fırlamıştı bile. Ağzını açtı, açmasa daha kötüsü olacaktı. Bir uluma koyuverdi. Uzaklardan bir sokak köpeği ulumasına karşılık verdi. Ezan susmuştu. Yani köpek ezana uluyor olamazdı. Bir daha uludu. Köpek… O… Köpek… Köpek git gide yaklaşıyordu. O uluyor, köpek uluyordu. En son yanına kadar gelen köpeğin önüne çömeldi. O küçücük kabartıyı eşelemeye başladı. Küçücük bir kabartı olsa da bir türlü bitmek bilmiyordu. Köpek de ona yardım etmeye başladı. Bir o eşeliyordu, bir köpek. Beyaz bir mendile sarılı bir şey çıktı toprağın altından. Köpek onu bekledi. O parmak uçlarıyla mendili alıp açtı. Çiğ kırmızı bir kalp çıkmıştı topraktan. Damarları bir yerinden özensizce kesilmişti. Ona iyi davranılmadığı belliydi. Kalbi köpeğe zarifçe ikram etti. Köpek keçeleşmiş kıllarına tezat bir zarafetle yemeye başladı. Son lokmayı, aynı zarafetle ona ikram eden köpeğin ağzından alıp kendisi yedi. Toprağı ayağıyla düzleştirdi. Köpek de ona karınca kararınca yardım etti. Sonra, ikisi de kendi yollarına gitti.

Ayaklarının dibinde küçücük bir toprak kabartısı vardı. Bir cenaze… Tek başınaydı. Yanında diğer insanları istese bile kimse bulunmayacağını biliyordu. Diğer insanlar kimlerdi, onu bile bilmiyordu. Bet bir sesle okunan ezanın sesi duyuldu. Öfke birden içinden fırlayıverdi. Duyulan ezan sesin aniliği korkutmasa, öfkesini yerinde tutabilir, en azından birkaç dakika daha sakince oturtabilirdi. Oysa öfkesi, göğsünün ta ortasındaki yerinden fırlamıştı bile. Ağzını açtı, açmasa daha kötüsü olacaktı. Bir uluma koyuverdi. Uzaklardan bir sokak köpeği ulumasına karşılık verdi. Ezan susmuştu. Yani köpek ezana uluyor olamazdı. Bir daha uludu. Köpek… O… Köpek… Köpek git gide yaklaşıyordu. O uluyor, köpek uluyordu. En son yanına kadar …

Okumaya Devam Et