30.06.2018

İrkildiğinde, insan adeta yaşamı tümüyle tekrar fark eder. Yaşadığını bir daha anlar. Bir şey olmuştur ve rutinin göz bağı geçici olarak çözülmüştür. İnsan irkilmiştir ve bağ kendisini tekrar konumlandırana kadar, insan bambaşka görebilir gerçeği. Bir perde yoktur o zaman. Eğer göz bağınız son model değil, eskiyse, konumlanması, tekrar bağlanması çok daha zor olduğundan ve zaman aldığından, gerçeği kısa bir süre de olsa fazla görmeniz mümkün olur. Yok, teknolojik bir göz bağınız varsa, dikkatinizi kendisine programlamışsa ve konum alması, tekrar bağlanması kolay oluyorsa çok daha şanssızsınız demektir. Siz de onun gibi her irkildiğinizde göz bağınızdan bir iplik kopartacak kadar uyanıksanız, bir …

Okumaya Devam Et

29.06.2018

Neden huysuz adamlardan hoşlandığını bilmiyordu. Belki de kendisi de içten içe huysuz olduğu içindi. İlgisini çekiyorlardı. Hele içerikleri doluysa… Yani huysuz olmalarının nedeni varsa. Yani, sırf yaradılıştan değil, içini dolduracak nedenleri bulunuyorsa… Onunla tartışabiliyorsa mesela. Özellikle tartışabiliyorsa… Sonunda aynı fikirde olmaları değildi önemli olan. Tartışmaları yeterdi. Tartışmak için değil de; birbirlerini anlamak için… Hayatında böyle birisinin eksikliğini hissettiğinden, başka birileriyle tartışmaktan kaçınıyordu. Tartışmak için tartışmazdı o. Anlamak istediği birisi olduğunda tartışırdı. Gerçi herkesi anlamak isterdi belli bir yere kadar ama tartışmaya değer bulacağı insanı her şekilde anlamak isterdi. Bir gün, onunla tanıştı. Hiçbir ortak noktaları yoktu ama sevmişti onu. Tartışmak …

Okumaya Devam Et

28.06.2018

Tekerlekler yolda yağ gibi kayarken daha önce hiç duymadığı bir parçayı dinlemekteydi. Bu küçük mp3 çaları yolun kenarında bulmuştu. Bisikletinin pedallarını çevirirken müzik dinlemeyi çok severdi ve kendi parçalarından sıkıldığı an böyle bir mp3 çalar bulmak ona göre mucizenin ta kendisiydi. Cihazı açtığında dinlediği müzik hiçbir şeye benzemediğinden, önce onun elektronik müzik olduğunu düşündü; ama değildi işte. Müziğin sesini sanki başka bir organıyla almaktaydı. O kadar farklı, duyular arası bir şeydi. Bir anda, elindeki mp3 çalar değişip bir direksiyona dönüştü. onunsa yapması gereken tek şey direksiyonu çevirmekti. On ya da on beş dakikalık bir zaman zarfından sonra müzik bitti. Müzik …

Okumaya Devam Et

27.06.2018

Adalet… Hayatım boyunca en çok üzerinde düşündüğüm şey olmuştur. Kendim dışında çok az kişide bulabildiğim, önemli, çok çok önemli bir şey… Adil olmayan bir şey yapmaktan ölümüne korkmuşumdur. Öyle ki, benim adıma, rızam olmaksızın başkası tarafından yapılan bir adaletsizlik bile günlerce vicdan azabından kıvranmam için yeterlidir. Yeterliydi… Şimdilerde ise, sadece seyreder oldum. Adaletsizlikleri… Seyretmek… İşte o bile beni mahvedip mutsuz bir insan olmama neden oluyor. Yine de bunu önlemek için pek bir şey yaptığım söylenemez. Aslında bu durumu değiştirmemek için özel bir çaba harcadığımı bile söyleyebilirim. Nedenini?

Okumaya Devam Et

26.06.2018

Kırmızının zıddı nedir? Kanın zıddı yani? Yara kabuğu mu? Yani koyu kahverengi mi? Öyle olsa bile kanın kurumuş hâli nasıl onun zıddı olabilir? Aslında… Ondan başkası da olamaz herhalde. Bir şeyin zıddı kendisinin olmayışıyla açıklanıyorsa, kendisiyle açıklanıyordur aslında. Kanın zıddı, yani kanın zıddı olacaksa o da kanın kurumuş hâliyle, yani yara kabuğuyla açıklansa tuhaf karşılanmaz. Oksijenini almış damarlara gönderirken kırmızı olan kan, bir yara yüzünden dışarı fırlayıp daha çok oksijen almasıyla bir kat daha kızarır. Kendi halindeyken bir şekilde kendisine ve oksijen taşıdığı hücrelere yetmektedir işte. Oysa açık havadaki fazla oksijen her şeyi bozmuştur. Gerçi aslında suç oksijende değildir; Ne …

Okumaya Devam Et

25.06.2018

Herkes birbirinin üstüne yığılmış, görevini yapma telaşına düşmüştü. Bir tek yer ve binlerce insan vardı. Bunun için kuyruk ölümüne uzundu. Zemin, insanlar kuyruktaki yerlerini bırakamayacaklarından dışkıyla kaplanmıştı. Sıralarını savan insanlar da zemini temizlemekle uğraşıyordu. İnsanlar liderlerini seçiyordu. Eskisi gibi bölgesel değildi. Artık politikacılar çok daha dürüsttü. Mühürde mürekkep bile yoktu. Kağıtlara yazık olmasın diye hiçbir kağıt da yoktu ortada zaten. Mühür bir tür bilgisayar faresi, kağıt da basit bir el terminaliydi. Henüz on sekizine girmiş genç, terminal ekranındaki isimlere baktı. Bu isimlerden hiçbirini tanımıyordu ama fotoğrafik hafızası tüm isimleri anında zihnine kopyalamıştı. İçlerinden rastgele birisine mührü basıp seçim sonuçlarını beklemeye …

Okumaya Devam Et

24.06.2018

Zümrüdü anka kuşlarının var olmadığını kim demiş? İşte buradayım. Bana dokunabilirsiniz ve eğer hoşuma gidebilirseniz, yani sizden hoşlanırsam üzerime bindiğinizde sizi bambaşka evrenlere götürebilirim. Bunu gerçekten yapabilirim. Şu siyah şekillerden baktığınızda size gerçek gelmiyorum değil mi? Beni dinleyemiyorsunuz, bana dokunamıyorsunuz, kanat seslerimi duyamıyorsunuz ki zaten duyamazsınız; çünkü bir zümrüdü anka kuşunun kanatları ses çıkarmaz. Siz sadece beni okuyorsunuz. Yok, beni okumuyorsunuz… Benim yazdığımı iddia ettiğim, daha doğrusu yazarın iddia ettiği şeyi okuyorsunuz. Oysa nereden biliyorsunuz yazarın benden duymadığını bu sözleri Yazar nereden biliyor bunları yazdığında, daha yazar yazmaz gerçek olduklarını; ya da nereden biliyor bir yerdeki gerçeği alıp yazmadığını?

Okumaya Devam Et

23.06.2018

Kuşlar ve sincaplar adına! bu ormanda çok mutluyum! Bundan beş yıl önce, kalabalık bir şehirde çalışıyordum. Hem de bir çöpçü olarak… En sevdiğim çöpler hayvan dışkılarıydı. Köy özlemimi gideriyordu kokuları. En sevmediklerim de pet şişeler… Çıkardığı sesten nefret ediyordum. Kağıtlar ve yemek artıkları da hoşuma gidiyordu. İşimden memnun olmasam da idare ediyordum işte. Ta ki, hayvan imha bölümüne ‘terfi’ olana kadar… İşte o zaman derhal, bir tek hayvan öldürmeden istifa ettim ve yerimi hayvanları işkence ederek öldüren bir sapığa devrettim. Ama ben mutluydum. Köyüme gidip yerleşmiştim. Şu an da alnım ak bir şekilde burada yaşamaktayım.

Okumaya Devam Et

22.06.2018

Ormandaki tek zebra olmak… Daima kaçmak ve saklanmak… Her an öleceğini bilip arkanda hiçbir şey bırakmayacağını bilmek… Ve bunların hiçbir avcı tarafından önemsenmeyeceğini bilmenin kekremsi şüphesizliği… Avcılardan kaçtığı her gün için, kendisini duyurup yakalanacağını tahmin etse de sevincini açığa vuran, sırtlan kahkahasına benzese de; içindeki utku dolu sevinci saklamayan iyi huylu bir kahkaha attığı o saniyeler için yaşamak…

Okumaya Devam Et

21.06.2018

Aslında batıl inançları yoktu ve bu tür şeyleri küçümserdi. Ne var ki, vücudunun hiçbir parçasını ortalığa bırakmaz, kestiği tırnakları ve dökülen saçlarını bile yakardı. Kazayla damlayan bir damla kanını bile yanında taşıdığı ağır bir dezenfektanla yıkardı. Tuvalete gittiğinde tuvaleti aynı dezenfektanla yıkamayı ihmal etmezdi. Kazayla düşürdüğü bir yara kabuğunun bile izini sürerdi. Saçlarının yere dökülmemesi için perukla gezerdi. Neredeyse dökülen derisinin hesabını soracaktı havadan. İşte o kadar düşkündü vücut parçalarına. Ama… Bazen bilerek ve isteyerek verirdi insanlara bir tel saçını. öyle büyük bir şey verir gibi değil… İçinin ısındığı bir insanın omuz başına usulcacık iliştiriverirdi mesela. Çok büyük bir şeyi, …

Okumaya Devam Et