26.06.2025

Etrafına baktı. Kimse yoktu. Bir gülümsemeyi onunla paylaşacak, kızdığı şeye onunla kızacak hiç kimse… Sonra hatıralarına daldı gözü. Birden bir çocuk peyda oldu. El ele tutuşup anımsamadığı bir sebepten mutlulukla zıpladıkları o çocuk. Şimdi ne yapıyordu? O da etrafına bakıyor muydu? Onun da etrafında kimse olmuyor muydu? Belki de çok mutluydu. Başarılıydı, derinden bağlı olduğu bir ailesi vardı. Ona ihtiyacı olmaması şöyle dursun, aklına bile gelmiyordu belki. Yine de kendisinin ona, ortak geçmişlerini tekrar anmaya ihtiyacı vardı. Onun için eline telefonunu alıp onu aradı. Rehberde numarası yoktu, buna gerek yoktu. “Naber?” diyerek açtı telefonu. Sanki beş dakika önce ayrılmıştık. “Kötü…” …

Okumaya Devam Et

22.06.2025

]Yağmur yağıyordu. Genç kızla delikanlı, yağmura aldırmadan söyleşiyorlardı. Bir saçak altına sığınmayı bile akıl edememişlerdi. Birbirlerinden ayrılamıyorlardı bir türlü. Genç adam, birazdan gidecek, genç kızı yapayalnız bırakacaktı. Genç kızın, uzun sapsarı saçları, kahverengi gözleri, bir heykeltıraşın elinden çıkmışa benzeyen çok güzel, düzgün hatları olan bir yüzü vardı. Genç adam ise, uzun boylu, kumral saçlıydı. Gök mavisi gözleri vardı. Gözlerinden onulmaz bir keder okunmaktaydı. Vedalaşmaya çok az bir süre kalmıştı çünkü. –Beni üç yıl bekle, üçüncü yılı dördüncü yıla bağlayan gece, kilise çanları on ikiyi çaldığı vakit gelmezsem benden umudunu kes, demişti genç adam. Genç kız susmuştu. Ondan asla umudunu kesmeyeceğini …

Okumaya Devam Et

20.06.2025

Atilla, Erzurum’lu bir araba tamircisiydi. O on dört yaşındayken ailecek İstanbul’a göç etmişlerdi. Gelir gelmez de kendi isteğiyle bir tamircinin yanına çırak olarak girmişti. Sonra Kalfa… On bir yıldır da usta… Karısı Hatice ile iki çocuktan sorumlu olmasa bu işi çoktan bırakırdı; ama üç kişinin sorumluluğu, boynunu büküp arabaların altına girmek zorunda bırakıyordu onu. Evlenmesini de anası istemişti zaten. Hatice’yi sevmişti; ama çocukları olunca onların da sorumluluğunu almak zor gelmişti Atilla’ya. Hem çocukları doğduktan sonra çok farklı bir kadın olmuştu karısı. Eskiden kendisinden araba tamir etmeyi öğretmesini bile isterken şimdi, tek işi gücü çocukları olmuştu. Aslında Hatice bir araba tamircisinin …

Okumaya Devam Et

19.06.2025

Yapacak bir işi yoktu. Çok sıkılıyordu. Onun için de her defasında birisini mercek altına alıyor, onu iyice inceliyor, çoğu zaman canından bezdirene kadar uğraşıyordu onunla. Sonra bir başkasına geçiyordu. Bu kez hedefi yan dükkanı bir parfümeri olarak kiralayan kadındı. Kendi hâlinde bir kadıncağızdı. Doldurma parfüm satar, kimseye bulaşmaz, etrafındaki muhabbete karışmazdı. Ama Sülük Salo’nun radarına takılmıştı bir kere. Kanı damak tadına uygun bulmadığı için kan emmezdi Salo. Ama tıpkı bir sülük gibi insanın canını emmeyi iyi bilirdi vesselam, çok iyi bilirdi. Bu kadıncağızın da canını emmeye başladı. Önce bir yer buldu, zayıf bir nokta. Kadın köpekleri sevmiyordu. Özellikle şu küçük, …

Okumaya Devam Et

18.06.2025

“Ne duruyorsunuz! En yakın arkadaşınıza sahip olmanız için gereken tek şey…” “Alt tarafı biraz para işte…” diye geçirdi içinden. Kolaylıkla karşılayabileceği bir miktarı bas bas bağırıyordu reklamı seslendiren delikanlı. Yetmiş iki yaşında olsa da günlük ihtiyaçlarını gidermek için kimseye ihtiyacı yoktu. Epeyce kısa kestiği henüz tam beyazlaşmamış gri saçları vardı. Bedensel açıdan epey şanslıydı. Belki biraz o şansı kendi yaratmıştı. Yüzü tabii ki kırışıktı. Yine de kimse onun yaşadığı yılların sayısının doğruluğuna inanmazdı. Etrafında böyle bir kanaatte olacak insan da yoktu ya. Zaten onun için bu tuhaf, insana gerçek dışı gelen reklama kulaklarını açmıştı. Küçücük yuvarlak bir nesne gösteriyordu reklamda. …

Okumaya Devam Et

17.06.2025

Yirmilerini sürüyordu. O motosikletle kim bilir neler yapmış, ruhunu hangi deliklere bulaştırmıştı… İlk leşinden geriye kalmıştı bu motor. Onun ilk büyük ganimeti… Ortalama bir adamın iyi sınıf motoruydu. Adam öldükten sonra motor da zombileşmeye başlamıştı. Delikanlının ilk işi egzoz borusunu değiştirmek olmuştu. Daha doğrusu modifiye etmek… Çetenin mahir egzozcusu Ekrem abisine motoru götürmüştü. Motoru yaparken o göstermişti delikanlıya: “Bak Kadir, bu senin ilk kanın. İstersen kaynar su dökeyim de şan olsun.” Motorun selesindeki büyük lekeye törenle bastılar kaynar suyu. Sonra birkaç dakikada borusu da değişiverdi. Artık o geçtiğinde sesi her yerde duyulur olmuştu. O akşam bir bakirenin kanı da selede …

Okumaya Devam Et

16.06.2025

Bir sabah, telaşlı bir elin çalışmadıkları zaman, yani nadiren kaldıkları barakanın kapısına vurmasıyla uyandılar. Haritalarda bile yer almayacak kadar uzak bir yerde oturan bir ailenin ferdi olduğunu söyleyen birisi dayanmıştı kapılarına. Babasının çok hastalandığını, öyle ki, bir hafta yaşamasının mucize olacağını söylüyor, kendisiyle gelip babasını iyileştirmeleri için onlara yalvarıyordu. Karı-koca bebekleri doğana ve anne iyileşene kadar hiçbir yere gitmemeyi planlıyorlardı aslında; ama delikanlının yalvarmalarına dayanamayıp onunla birlikte gitmeye karar verdiler. Üstelik hiç gitmedikleri bir yerdi orası… Önce karısını dinlenmesi için evde bırakmayı düşünen adam, bebeğin aniden doğma olasılığını göz önüne alarak bebek doğarken karısının yanında olabilmek için kendisiyle gelme isteğine …

Okumaya Devam Et

15.06.2025

O gün, genç adam garip bir rüya esintisiyle kalkmıştı yatağından. Üzerini giyinirken, rüyasını hatırlamaya çalışıyordu hala. Güzel bir rüyaydı. Bunu, sabah kalktığında içinin ıpılık olmasından anlıyordu. Ama nasıl bir rüya görmüştü acaba? Merak ediyordu. İçini böylesine ıışıtan bir rüyayı daha önce hiç görmemişti genç adam. Çabuk olmalıydı ama. İşine yetişmeliydi çünkü. Üzerini giyinmeyi bitirmişti. Şimdi sıra kahvaltı etmekteydi. Kahvaltısı, sıcak bir bardak tarçınlı sütlü kakaoydu. Onu içtikten sonra, işine gitmek üzere yalnız yaşadığı evinden çıktı. İşine yürüyerek gidiyordu. O’nun tek lüksüydü bu. Bir vergi dairesinde memur olarak çalışıyordu. Erkenden uyanır, işine yürüyerek, bazen de geç uyandığı için koşarak gider, işini …

Okumaya Devam Et

14.06.2025

Bir papağanı alıp genetiğini gagaladığı her biyolojik şeyi kopyalaması için değiştirmiş, ona bir protez baş ekleyerek gagaladığı inorganik şeyleri de kopyalamasını sağlamıştı. Öyle ki, kopyaladığı insanlar asıllarının deneyimleriyle oluşuyorlardı. Eşyalar keza. Onlar da asıllarının aynısıydı. Adamsa tüm enerjisini, kopyalayamayacağı bir şey bulmaya vakfetmişti; çünkü kopyalayabildiği her şey onundu ve o, sırf onun olamayacak eşsiz bir şey arıyordu. Yıllarca aradı ve eşsiz hiçbir şey bulamadı. Ta ki bir gün rüzgârla gelip omzuna konan bir tohumu eline alana dek… Dalgınlıkla tohumu papağanın biyolojik başına uzattı. Papağan onu gagaladı. Bir tane atomla dahi aslını kopyalayabilmesine rağmen hiçbir şey olmadı. Belki de bu şey …

Okumaya Devam Et

13.06.2025

İnci, bir arkadaşına doğum günü hediyesi almak için dükkanları dolaşıyordu. Eşsiz bir hediye olsun istiyordu; çünkü hayatında yapmayı sevdiği nadir şeylerden birisiydi hediye almak. Dolaşa dolaşa çıkmaz bir sokağa girdi. Orada köhne bir dükkan vardı. Dükkânın tabelasında: “Nadide eşyalar ve sanat eserleri satılır” yazmaktaydı. İçeriye girdi. Dükkânın sahibi uzun boylu, ince yapılı, zarif, yaşlı bir kadındı. Yaşını gösteren tek şey, makul ve dikkatli bakan masmavi gözleriydi. “İyi günler hanımefendi. Dükkânınızda hesaplı şeyler var mıdır acaba?” “Elbette, her kesimden insan dükkanımdan alışveriş yapabilir.” İnci dükkâna şöyle bir göz gezdirdi. Ortalık tertemizdi. Raflarda doldurulmuş hayvanlar, üzerlerine çeşitli figürler işlenmiş deri ciltli defterler, …

Okumaya Devam Et