Yorgundu. Uyuyacak hâli bile yoktu. Üstelik durumu da uyumak için pek müsait sayılmazdı. Buna rağmen vücudu alacağını azar azar, ufak miktarlarda şekerlemelerle alıyordu. Kağıt uykuları bozdurmak için bakkal ona bozuk para yerine şekerleme veriyordu. Ama onlar şekerleme gibi değil de demir ağırlıklar gibi düşüyordu bedenine birer birer. Uyumanın bile acı vereceği bir tür yorgunluğu daha önce yaşamış mıydı, hatırlayamıyordu. Şekerlemeleri bozdururken uyandığı anlarda kendi lisanını duyuyordu. Her şeyden çok sevse de acı bir gerçeği haber veren lisanını… Ve onu duymak kendisine acı geliyor, onu yabancılıyordu. Artık yabancı bir şey ona daha tanıdık gelir olmuştu. Kendisine, benliğine, diline… ihanet mi ediyordu? …
Kategori: Toplumsal
09.12.2025
Tek başıma bir kafede oturuyorum. Uzun boylu, ince ve yaptığı işe alışmış garson yanıma gelip ne istediğimi soruyor. İstemese de bana tepeden bakacak kadar uzun. Kafamı kaldırıp yüzüne bakıyorum. Gözleri ilgisiz. Onun için sadece bir müşteriyim. Farklı hiçbir tarafım yok. Ona hiçbir şeyin fark etmediğini söyleyemeyeceğime göre, menüden rastgele bir şey seçmeliyim. Konuşmama bile gerek yok, işaret etmem kâfi. Okumam için fazlasıyla yetecek kadar büyük harflere görmeden bakıyorum. Ve rastgele bir satıra, sanki o tabağa dokunur gibi dokunuyorum. Belki de bardağa. İşaret ettiğim şeyin menünün hangi bölümünde olduğuna bile bakmadım ki. Oysa on yedi gün önce olsa bu kafede garsona …
08.09.2025
Bir sürü insanın gelip geçtiği bir sokakta, yüksek bir binanın dibinde, olduğundan çok daha küçük görünerek dikiliyor. Omuzları düşük olsa da başı havada. Burun kanatları açık, bir koku arıyor. Bulamayacağını bilse de aramaktan vazgeçmemek kendisine çektirdiği en büyük işkence olsa gerek. Pes etmiş, Hep olduğu gibi… Kimsenin duyamayacağı, incecik bir uluma koyuveriyor havaya. Yanından geçen bir yabancı o tiz, umutsuz ulumayı duyuyor ve ona deli olduğunu düşünerek bakıyor. Oysa onun umursadığı yok. Bir yabancıyı neden umursasın ki? Yine de yoldaşsız geçen onca yıldan sonra, artık alıştığını umsa da bir yoldaş bulamamak fazlasıyla umurunda. Her şeye rağmen ve nasıl oluyorsa mutlu. …
26.08.2025
İş çıkışı. Önce eve gidip üzerini değiştirecek. Belki de değiştirmez. Ama arkadaşına vereceği hediyeyi unuttuğu için gitmek zorunda. Birkaç saat sonra işine yakın bir yerde bir kafede görüşecekler. Keşke unutmasaydı. Bir yerlerde aylak aylak gezerdi ne güzel. Ama şimdi iki kere işten eve evden işe gitmiş olacak. O sıkıcı şeyleri günde iki kere yapmak mı… Bir hediyelik eşya dükkanına gitse? Olmaz. Evinde fazlalık iki şey var. Başkaları kendisine hediye olarak vermiş. Ama hiç düşünülmeden verildiği için başkasına verilmek üzere bir kenara koyuldular.. Arkadaşı da o hediyelerden birisini verenlerden. Hangisini vermişti? Hatırlamıyor. Belki de iyi olur onun verdiği şeyin yine kendisine …
21.08.2025
Bizim oralara bizden olmayan kimse giremez. Yok, ayrımcılık yapmak için falan söylemiyorum. Harfi harfine geçerli olduğundan; yaşadığımız yerin gerçekten de haritalarda bile yer almadığından söylüyorum. Size durumu anlatmadan önce evimizi inşa etmemiz gerek. Evleniyoruz da… Ama dur, onu biraz anlatabilirim. Çünkü bizim inşa etme tarzımız da farklı sizlerinkinden. Önce saçlarımızı keseceğiz. Ne ilgisi var, değil mi. Dinleyin de anlatayım: Saçlarımızı keseceğiz. Sadece ikimiz değil. İsteyen herkes bize saçını gönderebilir. İstediği kadar. Yani sizin takı töreniniz gibi bir şey bu. “O kadar pahalı bir şey değil ama…” dediğinizi işittir gibiyim. “Paha nedir,” diyerek uzun bir söylev verebilirdim size ama yapmayacağım. Saçlarımızı …
09.08.2025
Aynanın karşısında. Elinde o meşhur çubuk var, tam iki çizgi görünüyor. İki mavi çizgi… Bu üçüncüsü, iki gün aralıklarla yaptığı üçüncü hamilelik testi. Yani belli, hamile. Acaba babası bu işe ne diyecek? Sevinecek mi yoksa… ondan biraz daha mı uzaklaşacak? Son zamanlarda aralarındaki mesafe kimsenin fark edemediği bir lodosun şişirdiği görünmez, sert ve dikenli bir balon gibi şişerek aralarına girmiş, onları olabildiğince iterek ayırıyor, hissedebiliyor. Balonu görebilse ya da ona dokunabilse patlatıverecek ama… Acaba babası balonun farkında mı? Belki bu çubuk balonu patlatabilir. Ama bu yetecek mi? O balonu oraya getirenin ne olduğunu bilmek gerekmez mi? Evet ama şimdi değil. …
16.07.2025
Gecenin ortasında, ıssız parkın pürüzlü taşlarının üzerinde, çıplak ayak parmaklarının ucuna basarak yürüyordu. Kusmuklara basmamaya çalışıyordu. Ve cam kırıklarına. Ve sivri taşlara… Ayakkabılarını kaybedeli günler olmuştu. Kaybettiği bir sürü şey arasında onu en çok üzen şey de bu olmuştu. Oysa ben olsaydım ruhumun kaybına daha çok üzülürdüm. Belki de henüz onu kaybettiğini fark etmemişti. Parmak uçlarına basmaktan yorulduğundan tam bir köpeğin özenle oluşturduğu bir idrar birikintisinin üzerine indi topuğu. Ama daha fazla umursayacak hâli kalmamıştı. O da cam parçalarına ya da sadece sivri taşlara basmamaya özen göstermekle yetinir oldu. Adamı uzaktan görünce sevindi. Mutluluğunun sebebi o değildi. Gerçekten mutlu olduğu …
19.06.2025
Yapacak bir işi yoktu. Çok sıkılıyordu. Onun için de her defasında birisini mercek altına alıyor, onu iyice inceliyor, çoğu zaman canından bezdirene kadar uğraşıyordu onunla. Sonra bir başkasına geçiyordu. Bu kez hedefi yan dükkanı bir parfümeri olarak kiralayan kadındı. Kendi hâlinde bir kadıncağızdı. Doldurma parfüm satar, kimseye bulaşmaz, etrafındaki muhabbete karışmazdı. Ama Sülük Salo’nun radarına takılmıştı bir kere. Kanı damak tadına uygun bulmadığı için kan emmezdi Salo. Ama tıpkı bir sülük gibi insanın canını emmeyi iyi bilirdi vesselam, çok iyi bilirdi. Bu kadıncağızın da canını emmeye başladı. Önce bir yer buldu, zayıf bir nokta. Kadın köpekleri sevmiyordu. Özellikle şu küçük, …
18.06.2025
“Ne duruyorsunuz! En yakın arkadaşınıza sahip olmanız için gereken tek şey…” “Alt tarafı biraz para işte…” diye geçirdi içinden. Kolaylıkla karşılayabileceği bir miktarı bas bas bağırıyordu reklamı seslendiren delikanlı. Yetmiş iki yaşında olsa da günlük ihtiyaçlarını gidermek için kimseye ihtiyacı yoktu. Epeyce kısa kestiği henüz tam beyazlaşmamış gri saçları vardı. Bedensel açıdan epey şanslıydı. Belki biraz o şansı kendi yaratmıştı. Yüzü tabii ki kırışıktı. Yine de kimse onun yaşadığı yılların sayısının doğruluğuna inanmazdı. Etrafında böyle bir kanaatte olacak insan da yoktu ya. Zaten onun için bu tuhaf, insana gerçek dışı gelen reklama kulaklarını açmıştı. Küçücük yuvarlak bir nesne gösteriyordu reklamda. …
17.06.2025
Yirmilerini sürüyordu. O motosikletle kim bilir neler yapmış, ruhunu hangi deliklere bulaştırmıştı… İlk leşinden geriye kalmıştı bu motor. Onun ilk büyük ganimeti… Ortalama bir adamın iyi sınıf motoruydu. Adam öldükten sonra motor da zombileşmeye başlamıştı. Delikanlının ilk işi egzoz borusunu değiştirmek olmuştu. Daha doğrusu modifiye etmek… Çetenin mahir egzozcusu Ekrem abisine motoru götürmüştü. Motoru yaparken o göstermişti delikanlıya: “Bak Kadir, bu senin ilk kanın. İstersen kaynar su dökeyim de şan olsun.” Motorun selesindeki büyük lekeye törenle bastılar kaynar suyu. Sonra birkaç dakikada borusu da değişiverdi. Artık o geçtiğinde sesi her yerde duyulur olmuştu. O akşam bir bakirenin kanı da selede …