18.06.2025

“Ne duruyorsunuz! En yakın arkadaşınıza sahip olmanız için gereken tek şey…”
“Alt tarafı biraz para işte…” diye geçirdi içinden.
Kolaylıkla karşılayabileceği bir miktarı bas bas bağırıyordu reklamı seslendiren delikanlı.
Yetmiş iki yaşında olsa da günlük ihtiyaçlarını gidermek için kimseye ihtiyacı yoktu.
Epeyce kısa kestiği henüz tam beyazlaşmamış gri saçları vardı. Bedensel açıdan epey şanslıydı. Belki biraz o şansı kendi yaratmıştı. Yüzü tabii ki kırışıktı. Yine de kimse onun yaşadığı yılların sayısının doğruluğuna inanmazdı.
Etrafında böyle bir kanaatte olacak insan da yoktu ya. Zaten onun için bu tuhaf, insana gerçek dışı gelen reklama kulaklarını açmıştı.
Küçücük yuvarlak bir nesne gösteriyordu reklamda. O aynı yapmacık ses yine konuşuyor, sözler veriyordu.
“İşte bu küçük dünya, en yakın arkadaşınıza sahip olduğunuzda size vadedilen şey. Bu küçük dünya, tamamen istediğiniz bir gövdenin içinde size sunulacak! Arkadaşınızın bedenini tamamen siz şekillendirebilecek, nasıl bir arkadaşa ihtiyacınız varsa ona sahip olabileceksiniz!”
Ses “dünya,” dediği esnada yuvarlak nesne yakınlaştırılıyor ve gerçekten de bir küre gibi şekillendirildiği görülebiliyordu. Bir dünya haritası resmi konmuştu bu robotun beynine.
“Dünya” dedikleri şey buydu işte. Bir resim ve sıfır ve birlerden olma kodlarla yazılmış bir elektronik beyin…

En yakın arkadaşınızın dünyasının merkezi siz olacak, onu istediğinizce programlayacaksınız.

Birlikte dans edeceğiniz, oyunlar oynayacağınız biri mi arıyorsunuz?
En yakın arkadaşınız sizinle!

Seyahat etmekten mi hoşlanıyorsunuz?
Yepyeni dünyaları, en yakın arkadaşınızla birlikte keşfetmemek için ne bekliyorsunuz!”
Ve böylece reklam bitiyordu.
Yaklaşık bir düzine defa dinledikten sonra pek az kullandığı son model bilgisayarını açtı, reklamdaki siteye girip kredi kartıyla tek celsede ödeyerek sipariş verdi.
Anında telefonu çaldı. Reklamdaki gibi yapay bir ses konuştu onunla.
Önce hatırını sordu, siparişi için teşekkür etti. Sonra da ona bir katalog ve form göndereceklerini, “en yakın arkadaşını” bu forma işaretleyeceği tercihleriyle istediğince şekillendirebileceğini söyledi.
Neler yoktu ki formda…
Oysa o bir çöp adam tercih etmişti. Yumuşak bir çöp adam…
Para vermemek için değil, kendisini kandırmaması gerektiğini hatırlatması için somut bir hatırlatıcı olsun diye. O kadar gerçekçiydi ki katalogdaki seçenekler… ve kendisi öyle yalnızdı ki…
Ne var ki, evine ulaştıktan sonra kullanım kılavuzuna baka baka onu programlarken istediği karakteri bulamamıştı.
Mutsuz, devamlı homurdanan, huysuz, takıntılı birisini istemişti.
Oysa o hep nazik, hep verici, hep uyumlu idi.
Ona gönderirken yerleştirdikleri devasa kolisine geri koydu.
Bir demet çiçek niyetine hüsranını yanına alarak mezara, tek arkadaşının yanına gitti.
Ne bekliyordu ki? Ona benzeyen bir robot yarattığında artık onu özlememeyi mi?
Kim bilir, belki teknoloji gelişirdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir