Etrafına baktı. Kimse yoktu. Bir gülümsemeyi onunla paylaşacak, kızdığı şeye onunla kızacak hiç kimse… Sonra hatıralarına daldı gözü. Birden bir çocuk peyda oldu. El ele tutuşup anımsamadığı bir sebepten mutlulukla zıpladıkları o çocuk. Şimdi ne yapıyordu? O da etrafına bakıyor muydu? Onun da etrafında kimse olmuyor muydu? Belki de çok mutluydu. Başarılıydı, derinden bağlı olduğu bir ailesi vardı. Ona ihtiyacı olmaması şöyle dursun, aklına bile gelmiyordu belki. Yine de kendisinin ona, ortak geçmişlerini tekrar anmaya ihtiyacı vardı. Onun için eline telefonunu alıp onu aradı. Rehberde numarası yoktu, buna gerek yoktu. “Naber?” diyerek açtı telefonu. Sanki beş dakika önce ayrılmıştık. “Kötü…” …
Etiket: #arkadaş
18.06.2025
“Ne duruyorsunuz! En yakın arkadaşınıza sahip olmanız için gereken tek şey…” “Alt tarafı biraz para işte…” diye geçirdi içinden. Kolaylıkla karşılayabileceği bir miktarı bas bas bağırıyordu reklamı seslendiren delikanlı. Yetmiş iki yaşında olsa da günlük ihtiyaçlarını gidermek için kimseye ihtiyacı yoktu. Epeyce kısa kestiği henüz tam beyazlaşmamış gri saçları vardı. Bedensel açıdan epey şanslıydı. Belki biraz o şansı kendi yaratmıştı. Yüzü tabii ki kırışıktı. Yine de kimse onun yaşadığı yılların sayısının doğruluğuna inanmazdı. Etrafında böyle bir kanaatte olacak insan da yoktu ya. Zaten onun için bu tuhaf, insana gerçek dışı gelen reklama kulaklarını açmıştı. Küçücük yuvarlak bir nesne gösteriyordu reklamda. …
24.03.2025
Uyanır uyanmaz kaldığı yerden, sanki hiç gece olmamış, pijamalarını giyip yatağına uzandığı an ölü gibi uyumamışçasına öfkelendiğini fark etti. Neye kızdığını anımsamadı önce. Tuvalete gidip öfkesini de boşaltmak istercesine işedi. En azından biraz rahatlamıştı. Ardından vücudunu tertemiz bir şeyle yenilemek istercesine büyük bir bardak su içti. İşte ancak ondan sonra düşünmeye başlayabildi. Neye bu kadar öfkelenmişti? Dünü geriye sarıp tekrar oynattı. Yok, sıra dışı hiçbir şey yoktu. Birkaç arkadaş görüşmüşlerdi. Sonra evine gitmiş, yemeğini yemiş, biraz televizyon izlemiş ve yatmıştı. Arkadaşlarıyla güzel bir gün geçmişti ama onlardan ayrıldıktan sonra başlamıştı öfkesi. Aslında tam olarak başlamış denemezdi. Daha ziyade devam etmiş …
24.04.2023
Pisi balığının tadını hep merak etmişimdir. Sadece onun değil tabii ama ne bileyim, pisi balığını çok sevdiğini söylemişti bir arkadaşım, belki onun için ir bu merakım. Onun damak tadı pek iyidir de… Biraz da özendiğimden… Hep farklı şeyleri denemiş, her defasında beni ve çevremizdeki diğerlerini şaşırtmasını, kendisini dinletmesini bilmiştir. Daima anlatacak farklı bir şeyi vardır çünkü. Hep farklı bir sözü vardır söylenecek. Oysa benim insanların ilgisini çeken hiçbir sözüm olmamıştır. Bir tek şeyi farklı yapmamışımdır onun gibi. Sıradan bir insanın olabileceği her şey bende mevcutken onda aksi geçerlidir. Benim ondan tek farkım, belki de benimle arkadaş olmak istemesinin tek sebebi …
03.07.2020
Toplantıdaydılar; ama onun tek yaptığı karşısında oturmuş bir şeyler konuşan adamın resmini çizmekti. Söylenen hiçbir şeyi dinlememişti. Zaten oraya neden geldiğini de bilmiyordu. Onun ne işi vardı ki o masada? O bir sanatçıydı. Şiir yazar, resim yapar, keman çalardı. Bu şirkete de neden arkadaşlığını devam ettirdiğini bile bilmediği bir arkadaşının yardımıyla, yaratıcı, aslında kreatif, üretim müdürü olarak getirilmişti. Kreatif Üretim Müdürlüğü… Saçmalıktı bu. Daha önce böyle bir şey hiç duymamıştı. Zaten ne yapacağını zerre kadar anlamamıştı. Yine de… doğrusunu söylemek gerekirse açlıktan ağzı kokuyordu çok uzun zamandır. O kadar zayıflamıştı ki, içten içe şikâyet ettiği, neden arkadaş kaldığını sorguladığı arkadaşı …
30.04.2020
Ayak parmaklarımdan birisi kopmuştu. Bir kazaydı; ama sanki kendi isteğimle olmuş gibi parmağımı bana vermelerini söyleyip onu etlerinden ayırmış, iki boğumun kemiğinden iki zar oymuştum. Altılı, küçük zarlar… Bir karar veremediğimde o zarları atıp çeşitli koşullar belirleyerek; zarlar hangi koşula uyarsa ona göre veriyordum kararımı. Kendi vücudumdan çıkma bir şeye göre… Ama bir gün kaybettim onları. Muhtemelen birisi çaldı benden. Onlara verdiğim değeri bilen birisi… Zaten birisi biliyordu bunu. Bir tek kişi… Kayboldukları gün o da kaybolmuştu çünkü. İşte o günden sonra, hayatımı parmak kemiklerinden yaptığım zarları aramaya vakfettim. Onlar sadece parmak kemiklerim değildi. Onlar irademi oluşturuyordu. Onlara yüklemiştim karar …