Bizim oralara bizden olmayan kimse giremez. Yok, ayrımcılık yapmak için falan söylemiyorum. Harfi harfine geçerli olduğundan; yaşadığımız yerin gerçekten de haritalarda bile yer almadığından söylüyorum.
Size durumu anlatmadan önce evimizi inşa etmemiz gerek.
Evleniyoruz da…
Ama dur, onu biraz anlatabilirim. Çünkü bizim inşa etme tarzımız da farklı sizlerinkinden.
Önce saçlarımızı keseceğiz. Ne ilgisi var, değil mi. Dinleyin de anlatayım:
Saçlarımızı keseceğiz. Sadece ikimiz değil. İsteyen herkes bize saçını gönderebilir. İstediği kadar.
Yani sizin takı töreniniz gibi bir şey bu.
“O kadar pahalı bir şey değil ama…” dediğinizi işittir gibiyim.
“Paha nedir,” diyerek uzun bir söylev verebilirdim size ama yapmayacağım.
Saçlarımızı bir yerde topladıktan sonra toprak alır ve birleştirip kararak kerpiç yaparız. Basit kerpiç evlerde mi oturduğumuzu sanıyorsunuz? Bekleyin ve dinleyin.
Sonra onlardan biri gelir.
Ejderhalardan…
İşte, birçok şey oldukları gibi, nikah memurlarımız da onlardır.
Ateşini kerpiçlere verir ve işte o kerpiçler, sizin çelikten, çimentodan evlerinizden dahi sağlam olur.
Bilimsel olarak açıklamamı mı istiyorsunuz?
Ejderha ateşinde yağımsı bir şey vardır çünkü. Buharlaşır, tutuculaşır ve toprağı ve saçı kapsar, tutar ve bir kılar. Homojen… Ama katman katman…
Dedim ya, bizim her şeyimiz farklı sizlerden.
İnançlarımız, mekânımız, Çağımız…
…
Sadece bir günde bir evimiz oldu ve evlendik. Bir günde ev inşa edecek kadar çok sevenimiz varmış. Evimizi yapmamız için bir sürü insan saçını verdiğine göre…
Şimdi sana başta söylemeye çalıştığım meseleyi anlatacağım.
Biz koca hayatımız boyunca iki defa buradan, memleketimizden ayrılırız.
İlki ergenliğe girdiğimiz zaman… O vakit tek başınayızdır. Bir ejderha eşliğinde, rastgele bir yere gönderiliriz. Sizleri, oradaki hayatı keşfederiz.
İkincisi de evliliğimizde.
Bu da bir tür ergenliktir bizim için. Bu kez de birlikte gider, orayı başka bir gözle keşfederiz.
Bu kez, bir karar veririz. Buraya geri mi döneceğiz; yoksa orada mı kalacağız?
İşte, şu an o yolculuk için hazırlanıyoruz. Ben kararımı çoktan verdim. Ama artık tek başıma değilim.