22.03.2026

İçimdeki küçük köpekçik kıpırdanıyor. Pek rahat olmadığı muhakkak. Nasıl rahat olabilir ki? Yer çok dar. O küçük olsa da hiç alışık olmadığı bir yere sığmak zorunda kalmış. İyi ki bana zarar vermiyor. İşeyebilirdi ama o yapmıyor. Galiba bu son seferim. Bundan sonra dinlenebileceğim. Yoruldum mu bilmiyorum ama bana bakan öyle düşünür. O da öyle düşünüyor. Aslında o eskidiğimi düşünüyor. Yorulmak benim üzerimde uygun duran bir sözcük değil ne de olsa. İçimdeki her şeyden onun her şeyini öğrendim. Daha ilkokuldayken onundum. Onunla büyüdüm. Önceleri beni pek sevmezdi, umursamazdı… Şimdi… Şimdi o bilmese de umursuyor. Yani seviyor beni. Nereden mi biliyorum? Çünkü …

Okumaya Devam Et

16.03.2019

Sınıfa girdi… Askılıkta hiçbir şey yoktu kancalardan birine takılan bir askı hariç. Bu durumu saçma buluyordu artık. Zaten askılık olan bir şeyde neden askıyla asılırdı ceketler? Askıya gerek yoktu ki… O askıyı, kesin titiz bir genç koymuştu oraya ve almayı unutmuştu muhtemelen. Eskiden kendisi de öyleydi. Tuhaf huyları vardı okuldayken. Mesela, her sabah ağzı güzel koksun diye bir dal maydanoz çiğnerdi. Uyumadan önce, diğer arkadaşlarının nefeslerini dinler, herkes uyuduktan sonra uyurdu. Dolabı asla dağılmaz, sırası bozulmazdı. Yemekhane ve temizlik nöbetlerinde yanına kimseyi almaz, her işi kendi yapardı. Zaten arkadaşı yok gibi bir şeydi. Herkesle konuşurdu ama onun için kimse özel …

Okumaya Devam Et