12.08.2025

Değirmenin kolunu çevirirken düşünüyor. Kendisi için bir şey yapabilmek ne güzel. Her nedense sabah sabah düşündüğü ilk şey oluyor bu.
Eskiden ilk düşündüğü kocası olurdu. Kalkar kalkmaz ilk işi saate bakmaktı. Oysa kendisi gece çalıştığından onun için önemli değildi sabah saatleri.
Çocukları olmamıştı, iyi ki olmamıştı. Kendisine ayırabileceği bir zamanı yoktu ki.
Kahve değirmeninin kolunu çevirirken düşünüyordu da… evliyken kendisi için hiç kahve öğütmemiş, hiç yaptığı kahveyi uzun uzun koklayamamıştı.
Evliyken şu suda eriyen, makine yağı kokan kahvelerden içerdi. Zamanı olmazdı ki…
Kocasıyla, eski kocasıyla, ikisinin de gezmek için geldikleri bir yerde tanışmışlardı. Sonra evlenip yer değiştirmişti. Kocasının yanına.
Ama şimdi kendi sevdiği yerde. Kocasını sevdiği için onun yaşadığı yeri sevebileceğini düşünse de işler hiç de istediği gibi olmamıştı. İş bulamamıştı. Sonra da gece çalışabileceği bir yerde çalışmak zorunda kalmıştı.
Oysa burada istediği işi çabucak buldu.
İç geçiriyor. O evlilikte ne zaman kocası kendisinden bir şey için feragat etmişti ki?
İşte onun için bile olsa, şu değirmenin kolunu çevirirken harcadığı emeğin ona kazandıracağı öğütülmüş kahveyi bile şükranla karşılıyor.
Yine de…
Kahve içmek kocası kadar aklına gelmiyor.
Eski kocası…
Onu uyandırdığında çıkarttığı tatlı homurtular nasıl bu denli açık seçik kulağında çınlayabilir, bir türlü anlayamıyor.
Yine de değirmenin kolunu şükranla çeviriyor.
Eh, kocasının yanındaki hüsranını çok daha iyi anımsayabiliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir