27.03.2026

Bir toplaşmaya gitmiştim. Beni çağırmışlardı. Gitmek istediğimden değil, daima hayır demekten sıkıldığımdan oradaydım. Aynı insanlar vardı. Artık kendimi aralarında göremediğim insanlar. Aramızda hiçbir sorun olmasa da görüşmek istemediğim… Doğru, bazılarıyla karşılaştığımda yüzümü buruşturmadan edemiyordum. İşte yanıdaki de o yüz buruşturduğum birkaç insan listesindeydi. oturup listelediğimden değil. Bunu yapmak için uğraşmaya değermiş gibi… En kötüsü de ikimiz yalnız kalmıştık. Baş başa kaldığımızı söylemekten imtina etmemin sebebini tahmin edebilirsiniz herhâlde. Dahası ona uygar davranmam gerekiyordu. Ne de olsa uygarlık pek seçime bağlı değil. Ne kadar öyle görünse de… Yine de yokmuş gibi davranmaya cesaret etmiştim. Allah’tan bu geçici bir şeydi. Bize kahve …

Okumaya Devam Et

12.08.2025

Değirmenin kolunu çevirirken düşünüyor. Kendisi için bir şey yapabilmek ne güzel. Her nedense sabah sabah düşündüğü ilk şey oluyor bu. Eskiden ilk düşündüğü kocası olurdu. Kalkar kalkmaz ilk işi saate bakmaktı. Oysa kendisi gece çalıştığından onun için önemli değildi sabah saatleri. Çocukları olmamıştı, iyi ki olmamıştı. Kendisine ayırabileceği bir zamanı yoktu ki. Kahve değirmeninin kolunu çevirirken düşünüyordu da… evliyken kendisi için hiç kahve öğütmemiş, hiç yaptığı kahveyi uzun uzun koklayamamıştı. Evliyken şu suda eriyen, makine yağı kokan kahvelerden içerdi. Zamanı olmazdı ki… Kocasıyla, eski kocasıyla, ikisinin de gezmek için geldikleri bir yerde tanışmışlardı. Sonra evlenip yer değiştirmişti. Kocasının yanına. Ama …

Okumaya Devam Et

07.04.2025

Yatağından kalktı. Adımları arasında bir sürü kavga edilmesi mümkün aralıklarla mutfağa doğru yürüdü. Oysa o kimseyle bir alacak verecek işine girişmeye zahmet etmemişti şu ana kadar. Yine de adımları arasındaki zamanı kavgalarla ölçmek isteyeceği tutmuştu sebepsizce. Temiz mutfak tezgâhında duran kirli cezveyi güzelce yıkadıktan sonra kendisine zifir gibi bir kahve yaptı. Soğutmadan içmeyecekti ve içerken mutlu olmayacaktı. Kafein ihtiyacının karşılanmasından ötürü rahatlamayacaktı bile. Sadece zifir gibi koca bir fincan kahve içmiş olacaktı. Kahveyi fincanı içinde tezgâhta bırakarak yatağına geri döndü. Adımları bu defa daha hızlıydı. Uzandı ve uykuya daldı. O uyurken kahve soğuyacaktı. Peki insanlar barışabilecekler miydi? Uyandı. Mutfağa zamansız …

Okumaya Devam Et

24.03.2025

Uyanır uyanmaz kaldığı yerden, sanki hiç gece olmamış, pijamalarını giyip yatağına uzandığı an ölü gibi uyumamışçasına öfkelendiğini fark etti. Neye kızdığını anımsamadı önce. Tuvalete gidip öfkesini de boşaltmak istercesine işedi. En azından biraz rahatlamıştı. Ardından vücudunu tertemiz bir şeyle yenilemek istercesine büyük bir bardak su içti. İşte ancak ondan sonra düşünmeye başlayabildi. Neye bu kadar öfkelenmişti? Dünü geriye sarıp tekrar oynattı. Yok, sıra dışı hiçbir şey yoktu. Birkaç arkadaş görüşmüşlerdi. Sonra evine gitmiş, yemeğini yemiş, biraz televizyon izlemiş ve yatmıştı. Arkadaşlarıyla güzel bir gün geçmişti ama onlardan ayrıldıktan sonra başlamıştı öfkesi. Aslında tam olarak başlamış denemezdi. Daha ziyade devam etmiş …

Okumaya Devam Et

28.12.2022

“Birinci Bölüm” “İkinci Bölüm” Bir şeye bağlanmanın yan etkisi de buydu. Kedi gibi ne yapacağı kestirilemeyen bir varlığa bağlanmak mantıklı sayılmazdı. Aslında böyle şeyleri düşünmek saçmaydı, biliyordum ama bir şeyleri garantiye almaya çalışmak benim için bir tür ihtiyaçtı. Mutsuz bir insan değildim. Sadece mutlu değildim. Her şeyi ortalarda yaşamak benim için idealdi. İşe vardığımda geç kaldığımı fark eden çaycımız beni şaşırtarak bir şeyimin olup olmadığını sormuş, bana koyu bir kahve getirmişti. Türk kahvesinden pek hoşlanmasam da ikramını zevkle içmiştim. Beni düşünerek verilmiş bir şeydi neticede. Ayrıca sabah espressomu içmeyi de unutmuştum. Tuhaftır, kahve gelene kadar kafein almadığımı bile unutturmuştu bu …

Okumaya Devam Et

17.07.2020

Şarkı söylerken karşılaşmışlardı. Yok, farklı şarkıları… Hatta biri türkü söylüyordu, diğeri İtalyan bir adamın bir şarkısını mırıldanmaktaydı. Türkü söyleyen, diğerinin gerçekten İtalyanca bilip bilmediğini merak etmişti ama tanımıyorlardı birbirlerini, soramazdı. İtalyanca şarkıyı söyleyen, iki elinde tuttuğu iki kahveden birisini ikram etti ansızın diğerine. İkisi de kahveyi seviyorlardı. Artık sorabilirdi. Evet, gerçekten de İtalyanca biliyordu kadın. Adamın bağlama çalıp çalmadığını merak etmişti o da. Sordu… Evet çalabiliyordu. Konuşmaya başladılar… Sohbet, kahvenin rengini almaya başladı. Onun gibi sıcacıktı.

Okumaya Devam Et