02.03.2026

Bana bir şey sormuştu. Onu hatırladığım ilk andan bahsediyorum. Ne sorduğunu net hatırlayamıyorum ne yazık.
En başından anlatayım: Bir toplantı masasında oturuyorduk. O benim sol çaprazımdaydı. Toplantının içeriğini de tam hatırlamıyorum. Galiba yaptığımız sözleşmenin bir maddesi üzerinde konuşmak için gelmiştim. Onların şirketine avukat olarak gitmiştim. Daha yeni başlamıştım ama birkaç kere görüşmüşlüğümüz olmalıydı. Daha önce varlığını fark etmesem de oradaydı.
Sonra bana bir şey sormuştu. Galiba bu konuda ne kadar çalıştığımı anladığını not olarak düşen bir soruydu. Yani o soruyu sorduktan sonra aynı tarafta olduğumuzu hissetmiştim. Normalde karşı tarafta olduğumuzdan değil. Tüm insanlara karşı ikimiz kabilinden.
Soru önemli değildi zaten, hatırlamamak o kadar da sorun değil. Sorarken bana yakınlıkla, benimkinin bir eşi bir kalbin pompaladığı bir vücudun gözleriyle bakışıydı. Sesinden taşan muhabbetti. Aynı taraftaydık işte. Ben ve o, tüm dünyaya karşıydık.
Ama bu benim için yeni bir şey değildi. Bunu zaten yaşamıştım. Daha önce de aynı tarafta olduğumuzu hissettiğim biri olmuştu hayatımda.
Sonra… Taraflar değişmiştik. Ben, o ve o zamirinin sonuna gelecek olan bir üç noktayla özetlenecek olan tüm dünya…
Sonra o da gitmişti hatıralarımdan. Yani listelemeye bile değmeyecek kadar unutulmuştu.
Yani ben ve tüm dünya oluvermiştik yine.
Şimdi o mu çıkmıştı karşıma? Bu illüzyona yeniden inanmaya değer miydi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir