10.11.2018

Aydınlık, karanlık ya da loş olmayan; ama en çok loşluk hissi barındıran bir mekandı.
Yaşlı ya da genç olmayan ama bir zamanlar hem genç hem yaşlı olmuş olan adam, mutsuzdu. İçi acımasına rağmen sakinliğini yitirmemeye, olanları ve olacakları seyretmeye devam etmeye çalışıyordu.
Her şeyden azade olması gereken bir yerdeydi yaşsız adam. Ne var ki, bunu yapıp unutmaya içi elvermiyor; biteviye seyrediyordu. Kendisine uzaktan baksa ve biraz düşünse, müdahale edemeyeceği bir şeyi seyretmesinin anlamsızlığını o da taktir eder, her şeyi boş verirdi. Ya da en azından seyretmek yerine başka bir şey yapmayı, devam etmeyi tercih ederdi. Bildiği herkes öyle yapmıştı çünkü. Onun da devam etmesi gerekiyordu. Doğanın kanunu buydu.
Devam ederdin. Ne olursa olsun…
İşte bak, gürültülü bir siren sesi geliyordu… Kendisi için…
Güldü, bir zamanlar yakışıklı olan, yaptıklarından çok gözü ve saçı konu edilen adam.
Bir an her şey duracaktı bu siren sesiyle. Oysa kuşlar uçmaya devam edecek, dünyanın bir yerinde bir çita avına atlamayı kesmeyecekti. O da izlemeyi kesmemişti. Siren boyunca burnunu karıştırma isteği içinden fışkırmıştı, artık somut bir burnu bile olmayan adamın.
O da soyut olarak burnunu kırıştırmayı tercih etti.
Hiçbir şey için durmayı istememişti o. Dünya durmazdı çünkü. Bu gerçeği bilip nasıl olur da onu bahane ederlerdi bir an olsun durmak için!
Keşke sadece bunu yapsalardı!
Artık bir uyarıcıya ihtiyacı olmasa bile, elinde bir sigara hayal etti adam. Hatta bir sigara kağıdı ve biraz da tütün… Dikkati dağılmalıydı… Sigarasına, içkisine bile laf eden olmuştu.
Boş verdi, hiçbir şeyi boş verecek kadar gamsız olamayan adam. Gülüp geçecek tek şey belki de buydu.
Sigarasını sarmasını bitirmişti. Son sigarasını…
Her solukla birlikte, boş veremediği her şeye boş verip; devam etti…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir