13.01.2020

Yanımda oturuyordu. Çok iyi giyinmesine rağmen ona baktığımda gözlerim dolmuştu. Gözlerimin yüzüne kayışıyla birlikte mi bir damla gözyaşı yürümüştü elmacık kemiklerime; yoksa burun çekişini duyduğum anda mı? Muhtemelen burun çekişiydi sebep.
Mis gibi, pahalı ve asil kokuyordu. Kaşmir bir kazak giymekteydi. Paltosunun açıklığından hemencecik fark etmiştim çünkü kaşmir bir kazak satın almayı hayal ederdim.
Paltosunun göğsünde gümüş kaplama bir marka işliydi. El yapımı mıydı acaba bu palto?
Durmaksızın burun çekiyordu ama. Durmaksızın! Hasta mıydı? Ağlamış mıydı?
Dayanamıyordum! Acilen çantamı boşaltmaya başladım peçete bulabilmek için. Ona vermek, ve onun burun çekişine, ona sebepsiz acıyışıma bir son vermek için…
Bir cep boy peçete paketi vardı çantamın en dibinde. Tasarruf olsun diye, yarısını yırtıp tekrar pakete koymuştum. Sadece yarım peçete kaldığını anımsıyordum.

Ve bulmuştum işte!
Ona verdiğimde, gözlerimizdeki mutluluğun yansıması, anlamsız damlayı kurutmaya ve o anı tekrar tekrar anımsamaya değerdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir