15.12.2018

Bir vejeteryan yemeği olduğunu düşünsem de falafeli seviyordum. Her şeyden önce doyurucuydu ve ben doymak istiyordum. Çift dürüm sipariş ettim ve lokmaları en hızlı yoldan mideme gönderiverdim. Kolay değil, neredeyse iki gün mideme bir şey girmemişti ve ilk gördüğüm yer de bir falafelciydi.
Yemeğimi bitirdikten sonra, şöyle diyaframdan, şöyle tüm vücudumla derin bir nefes alıp verdim. Dünyadaki tüm havayı almak istermiş gibi uzandım havaya burun deliklerimle. İki taneydi ve küçüklerdi; ama bir deneyecektim. Alabilirdim, yapabilirdim! Ciğerlerimin son sınırına kadar aldım. Ve diyaframımı son raddede genişlettim.
Son molekülüne kadar çıkardım aldığım havayı ciğerlerimden sonra. Uzatabildiğimce uzattım. Sanki bir daha almayacakmışım gibi geri verdim.
Kimbilir bir daha ne zaman yemek yiyecektim.
Kendisini istismar etmemize izin vermezdi doğa. Her ne kadar zayıf görünse de bir şekilde çıkartırdı acısını bir yerden. Kendisini onarmayı da bir şekilde başarırdı.
Ben de doğanın bir parçasıydım. O zaman ben niye izin veriyordum ona?
İşte! Özgürdüm! Gidebilirdim…
Ama…
Cebinden çaldığım bozukluklarla falafelin parasını ödeyip; elli kuruş eksik ödeyebilsem de; bereket versin kasadaki adam bir sorun çıkartmamıştı, ona geri döndüm.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir