Bana bulutlar gönderirdi. Onun içindi daima göğe bakışım. Gönderdiği bulutlar aldığım mektuplar gibiydi. Bulutlar hem postacı hem mektup.
Bana, her yıl ilk açan nergisi gönderirdi. O bakir kokuyu ilk soluyan ben olayım isterdi.
Onun için daha kışın sonu gelmeden penceremi kollayışım.
İşte böyle…
O bana hep bir şeyler gönderir, kendisini hiç göstermezdi.
Bir gün, tek başıma bir nehir kıyısında otururken…
Ve artık göğe bakmazken bulutlu havada.
Penceremde kurumuş, toz olmuş onlarca nergis ölüsü dururken…
O geldi.
Onu görmeden tanımıştım. Ama iş işten geçmişti.
Yalnızlığa çoktan alışmıştım.