Bana bulutlar gönderirdi. Onun içindi daima göğe bakışım. Gönderdiği bulutlar aldığım mektuplar gibiydi. Bulutlar hem postacı hem mektup. Bana, her yıl ilk açan nergisi gönderirdi. O bakir kokuyu ilk soluyan ben olayım isterdi. Onun için daha kışın sonu gelmeden penceremi kollayışım. İşte böyle… O bana hep bir şeyler gönderir, kendisini hiç göstermezdi. Bir gün, tek başıma bir nehir kıyısında otururken… Ve artık göğe bakmazken bulutlu havada. Penceremde kurumuş, toz olmuş onlarca nergis ölüsü dururken… O geldi. Onu görmeden tanımıştım. Ama iş işten geçmişti. Yalnızlığa çoktan alışmıştım.
Etiket: postacı
30.10.2018
Yaşını göstermeyen, zayıf bir adamdı. Postacılık yapardı. Yanında, oldukça sıradan bir köpek olan bir köpeği vardı. Baktığında cinsini bile anlamazdı insan. Muhtemelen kırmaydı. Sadece göğsünde madalyaya benzeyen altın sarısı bir leke bulunuyordu. O kadar sıradandı ki ona bile dikkat etmezdi sıradan bir göz. Sırf bu leke için postacı ona “Paşa” ismini vermişti. Sadece madalyası değildi Paşa’yı farklı kılan. O, mektupları, paketleri koklayarak onları alanın mutlu olup olmayacağını anlar, postacıyı onların ruh haline uygun küçük jestler yapması için yönlendirirdi. Evet, bir köpek yapardı bunu ve postacı onu dinlerdi. Bir köpeği dinlemesi postacı kadar mütevazı bir adamı son derece sıra dışı yapıyordu. …