23.03.2026

Oynamayı severdik. Tuhaf oyunlar, sıradan oyunlar, korkutucu oyunlar… Mühim olan oynamaktı.
Bu kez de bana bir kutu uzatıyordu. Diğer elinde de bir gözbağı vardı. Ve ince, lateks bir eldiven…
“Oyun ne?”
Ne olduğunu tahmin etmek de oyunun bir parçasıydı.
“Göz bağını ve eldiveni takacağım ve elimi kutunun içine sokacağım. İçindekinin ne olduğunu tahmin edeceğim.”
“Başla o zaman.”
Kutuyu kendim açtım. İçine elimi soktuğumda kıpırdanan soğuk bir şey vardı. Acaba kazayla ben mi onu kıpırdatmıştım; yoksa kendi mi kıpırdanıyordu? Uzundu. Biraz kalındı. Eldivenin altından dokusuna baktım. Bir kablo muydu? Kabloysa örgülü olanlardandı. Ama neyin kablosuydu. Ucunu bulamıyordum ki, kıvrım kıvrımdı…
Yine kıpırdanmıştı işte. Yılan gibi…
Yılan!
Yılan mıydı?
Nabzım hızlanmaya başlamıştı. Bende ofidiyofobi vardı. Bunu yapmazdı ki! Yapamazdı… Beni severdi… Tamam oyun oynamayı, benimle oynamayı da severdi ama…
Kalbim atıyordu. Çok hızlı…
Donmuştum ama elimi, hiçbir yerimi kıpırdatamıyordum. Sanki uyku felcine uğramıştı vücudum.
Kalbim çok hızlı atıyordu. Başım dönüyordu. Yavaş yavaş öldüğümü seyrediyor, ama hiçbir şey yapamıyordum.
Çaresizdim. Ve bulmuştum! Ucunu bulmuştum ve uç… o uç beni ısırmıştı işte.! O gerçekten de bir yılandı. Eldivenin delindiğini, akan kanı hissediyordum. Neden bir şey yapamıyordum!
Bir elin kolumu tutuğunu, beni geri çektiğini fark ettim. Derken bilincim yitti.
Vücudumun tepesine çıkmıştım ve onu izliyordum.
Onu ve kendimi…
Bağırıyordu bana. Elinde silikona benzettiğim, canlı olmadığı kesin bir yılan vardı. Başında sivri iki gümüşi iğne parlıyordu.
Ne tuhaf, ölüyorken yılandan korkmaz olmuştum.
O ağlıyordu.
Kalbimin zayıf olduğunu da biliyordu oysa. Neden böyle bir şey yapmıştı acaba?
***
“Pakize Soylu
1950-2026”
Gözlerimi mermere diktim. Cebimdeki oyuncak yılanla oynarken ismini oluşturan harflerle konuşuyordum. Pek konuşmak sayılmazdı gerçi. Ona tam on gündür aynı şeyleri söylüyordum. Bir tür mantra gibi. Hem de gerekçe…
“Oynamaktan bıkmıştım…
Bıkmıştım….
Bıkmıştım…”

Eylem Yurtsever

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir