Oynamayı severdik. Tuhaf oyunlar, sıradan oyunlar, korkutucu oyunlar… Mühim olan oynamaktı. Bu kez de bana bir kutu uzatıyordu. Diğer elinde de bir gözbağı vardı. Ve ince, lateks bir eldiven… “Oyun ne?” Ne olduğunu tahmin etmek de oyunun bir parçasıydı. “Göz bağını ve eldiveni takacağım ve elimi kutunun içine sokacağım. İçindekinin ne olduğunu tahmin edeceğim.” “Başla o zaman.” Kutuyu kendim açtım. İçine elimi soktuğumda kıpırdanan soğuk bir şey vardı. Acaba kazayla ben mi onu kıpırdatmıştım; yoksa kendi mi kıpırdanıyordu? Uzundu. Biraz kalındı. Eldivenin altından dokusuna baktım. Bir kablo muydu? Kabloysa örgülü olanlardandı. Ama neyin kablosuydu. Ucunu bulamıyordum ki, kıvrım kıvrımdı… Yine …
Etiket: kutu
18.05.2019
Açmayacaktım. O kutuyu açmayacaktım. Evet… Elime almış, kaldırmış ve sallamıştım. Katı, hatta metal iki parçanın birbirine çarptığında işitilen bir ses çıkmıştı salladığımda. Evet, meraklıydım ama kötü bir insan değildim ben. Başkasının olan bir şeyi açmaya hakkım olmadığını biliyordum. Özellikle de açarsam kötü bir şey olacağını söylediği zaman… Neden böyle bir şey söylemişti ki? Keşke öylece koysaydı. Zaten kilitliydi, açılacak gibi değildi. Kumbara gibi bir şeydi ama kilit olarak bir asma kilit yerine çekmece kilidi gibi kutuya gömülüydü. Kutu ahşaptı, kolaylıkla kırabilirdim onu ama açmayacaktım. Açmayacak mıydım? … İçinden kilide uyan anahtarlar çıkan bir kutuyu merak etmemi sağlamak ne kadar mantıklı …