07.01.2018

Kumaş mendil satardı. Teker teker işlerdi kenarlarını. Bazen içinden geldiği harfi işlerdi. Alan alırdı. Öylece, bir direğin kenarında dururdu. Belli bir direğin. Her zaman aynı direğin… İnsanlar kumaş mendili ne yapacaklardı ki artık? Kâğıt mendile geçmeliydi. Bunu söyleyenlere gülümseyerek bakardı ve “Kâğıt bir mendili sevdiğine verebilir mi insan? Halaya durabilir mi onunla?” der, başını öte yana çevirir, omuz silkerdi. Üstü başı dökülürdü ama vakarla direğin yanındaki ahşap peykesinde hem mendil işler hem de işlediklerini gelene geçene satardı. Hiç bağırmaz, hep alçak sesle konuşurdu. Gören görür, alan alırdı. Bir gün beni durdurup bir mendil tutuşturmuştu elime. Mendili almış, parasını vermiştim hiç …

Okumaya Devam Et