03.01.2021

Senin için bir kuş yaptırdım. Gittim İsviçre’ye, bir saatçiyle çalıştım. Ama rastgele ötecekti bu kuş. Ruh hâline göre ötecekti. Nabız atışlarına göre. Bir de bende olacaktı aynısından. Benim nabzıma göre öten.
Saatçi şaşırmıştı. Nasıl yapacağını bilememişti. Ben de kuşu nasıl yapacağımı bilmiyordum, kafa kafaya verdik ve yıllar sürse de kuşları bitirdik.
Sonra sana verdim. Sense sadece baktın, aldın ve gülümsedin. Kuşun ses çıkaracağı düdükler devamlı dönüyorlardı, yerleri değişiyordu rastgele. Küçücüktü kuş… Küçücük bir kolye… Boynundaki nabza temas ediyordu deriden ipi. Biraz sıkıyordu ama… Omzundaydı kuş.. Omzunda kanat çırpıyordu.
Ah! Seni bambaşka bir insan gibi gösteriyordu.
Beni de…
Sanki biz doğadan gelen birer tanrı ve tanrıçaydık. Buradan ruhen uzaktık.
Diğer kuşlar da geliyordu dinlemeye bazen. Bakıp gidiyorlardı.
Oysa sen sadece aldın hediyemi, bana bakmadın sonra. Sadece kuşu taktın bir aksesuar gibi. Senin için öyleydi çünkü. Sadece bir süstü.
Benim içinse…
Senin kuşun yavaş ötüyordu, benimkisi coşkuyla.
Sonra ben başka birisini gördüm ama ona vermedim bir kuş. Kuşumu çıkarıp; ona kendi kalp atışlarımı verdim. Kuşu da….
Kıyamadım atmaya…
Senden bir hırsız gibi çalıp; ikisini bir sandığa koydum.
“Belki” dedim kendi kendime. “Belki biri benim hayalimi gerçekleştirebilir.”
Eğer iki çılgın âşık bulursam kuşları onlara verecektim.
Onları kalp atışlarımı seven kadınla paylaşmak kolay değildi benim için.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir